[Eski] Analog Synth modülleri...

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Evet, korktuğum başıma geldi. Standart internet forum geyiği...
Karşısındakinin cevabını okumadan, anlamadan, kendi kafasındakini yazan insanların, sağırlar diyaloğu başlamış oldu.

Mahcem, bu saydığın isimleri bilmediğimi hangi sözümden çıkarttın? Bahsedilen albümü dinlememiş olmam Peter Gabriel, Genesis, Gary Numan, Pet Shop Boys, David Bowie ve Kraftwerk isimlerini duymama ile aynı anlama mı geliyor? "Synthesizer konusunda atıp tutmak" deyimini, hiç tanımadığın biri için kullanman fazla cürretli değil mi sence?

1986 senesinden beri synthesizer programlayan, üniversitelerde Yamaha synthesizeleri için seminerlere çıkan, çeşitli müzik okullarında sound design dersi veren biriyim. Ayrıca bin küsur LP im arasında saydığın isimlerin eserleri de bulunur. Kendimi anlatmak zorunda bırakıldığım için de ayrıca canım sıkıldı.


"
Bana bir analog synth müziği göster, "prodüksiyon"u yapılmamış olsun"


Öncelikle müzikleri "analog synth müziği, vb müziği " vb. diye ayırmam. İyi müzik, kötü müzik diye ayırırım. Soruna gelince, synthesizer kullanılarak yapılmış iyi müziklere örnek olarak
Stu Goldberg, Jan Hammer, Chick Corea, Zawinul, David Sancious
George Duke verilebilir? Madem çok biliyorsun, bu isimlerin synthesizer işlerinden de bahset. Vangelis in muhteşem bir elektronik müzik plağı olan Beaubourg dan ne haber? Bunların hiç birisi prodüksiyon müziği değil. Hepsi müzisyen işi albümler.


"
Ya da bana hiçbir dijital synth'in veremeyeceği kadar duygu yüklü bir analog ses as buraya da oturup beraber ağlayalım.
"

Digital synthesizer vs. analog synthesizer diye bir tartışmamız olduğunun farkında bile değildim sen bahsedene kadar? Bu kadar yüzeysel bir tartışma ile vakit kaybetmek istemem açıkçası. Daha düzeyli soruların olacaksa sor.

Daha çok şey paylaşmak isterdim ve çok anlaşılmaz şeylerden bahsettiğimi de zannetmiyorum ama iki hayal birden kırıklığı yaşamış oldum.
 
MertTopel' Alıntı:
Öncelikle müzikleri "analog synth müziği, vb müziği " vb. diye ayırmam. İyi müzik, kötü müzik diye ayırırım.

Eee.... aşağıdaki satırları ben mi yazdım diye bir an düşündüm:

MertTopel' Alıntı:
İşe bu yönden bakınca soft synth ile birilerinin gözlerini dolduracak duygulu müzikler yapmanın şu an için biraz uzakta olduğunu düşünüyorum. Tabii söylediklerim mouse ile müzik yaparken hiç birşey ifade etmeyecek ayrıntılardır.


Ben de diyorum ki, "yap analog synthlerin ile bir müzik as buraya, oturup gözlerimiz dolu hüngür hüngür ağlayalım."


Bir de şu ifaden:

Bunların hiç birisi prodüksiyon müziği değil. Hepsi müzisyen işi albümler.

O albümler yapılırken orada aynı odada mıydın da bu kadar iddialı konuşuyorsun?

Ayrıca bana "prodüksiyon müziği" ile "müzisyen işi" arasındaki farkı bir söylesene?


Prodüksiyonu yapılmamış müzisyen müziği dediğin şey "demo"dur (ki demoda bile bir prodüksiyon sözkonusudur, sadece yaklaşımın derecesi farklıdır, "demo prodüksiyonu" ile "ticari olarak sunulabilir prodüksiyon" arasındaki fark,) bizim demo kliniğinde yığınla var o ilk sınıfa girenlerden, o yukarıda saydığın isimlerin hiçbirinin de bugüne kadar ticari olarak piyasaya "demo" sürdüklerini, milletin de "demo"ları alıp hüngür hüngür ağladıklarını bilmem. Varsa öyle bir durum söyle, öğrenmiş olayım.


Eğer olay müzisyenlikte, bestecilikte ise, bunun sesi çıkaran cihazın analog veya dijital mantıkla çalışıp çalışmamasıyla ne alakası var? Yok eğer müzisyenlikte veya bestecilikte değil de cihazın analog veya dijital mantıkla çalışmasında ise o zaman da diyorum işte, bas bir tuşa kaydet as, hep beraber ağlayalım.

Çırpındıkça batacaksın, sana önceden söyleyeyim varacağın noktayı.


M.
 
Uslubu sen seç, onun üzerinden yazışalım.


Eğer dijital synth ile analog synth arasındaki tını farkını veya sonik kalite farkını teknik açıdan tartışmış olsaydın "evet haklısın" diyebilirdim, zira teknik detaylar karşılaştırılabilir. Ama olayı "göz yaşartan müzik" olayına indirmendir aslında bütün tartışmayı "klasik internet geyiği"ne çeviren. Zira o yukarıda saydığın isimlerden müzik yapmaya devam edenlerin hepsi yaptıkları müziği laptop seviyesine indirgemiş insanlar. Tabii ki bu onların analog'u terk ettikleri anlamına gelmiyor, sadece o an eldeki işe hangisi uygunsa onu kullandıkları anlamına geliyor ve bunun içinde eğer dijitale bir yer varsa (ki "var") onu da kullanıyorlar. Bunun duygulu müzik yapmakla olan tek alakası da orada. Orada müziği duygulu göz yaşartan yapan kullanılan sesin dijital veya analog devreden üretilmesi değil, o palet içerisinde seçilen ses ile yazılan melodi ve basılan notanın o anda dinleyicide doğru duyguyu tetikleyebilmesidir. Dinleyip gözleri yaşaran insanın da umurunda değildir o ses "dijital" mi yoksa "analog" kökenli mi diye.

Şimdi giderim kasarım sana on tane analog ve dijital synth sesi örneği bulur getirir asarım buraya, ve derim ki "bana bunların hangisi dijital, hangisi analog söyle", vereceğin cevaplar seni utandırabilir.

Bütün âlem çatur çutur Nord Lead kullanırken (ki analog modelling yapan bir DSP "Digital Signal Processing" synth'dir, bilirsin) böyle muhabbetlere girmek bence abes. Git bak bakalım George Duke'ün Face The Music albümünde kullandığı ekipman listesinde ne var, sanatçı ismini sen verdin, cihazınkini de ben. Git bak bakalım yine senin adını verdiğin Josef Zawinul'un live set-up'ında hangi klavyeler var ve kökenleri neler. Hatta resmini ben asayım, oradaki klavyelerin ne olduklarını sen söyle:

zawinuljoeskeys12.gif


Herbie Hancock artık Hammond sesi için ne kullanıyor bir bak.

Yani şimdi sen bana bu adamların çıkardıkları albümlerin "prodüksiyon" olmadığını, "müzisyen işi" (yani "demo") olduklarını mı söylüyorsun?

Son bir iki sayfadır sana onun sinyali çakılıyor bazı arkadaşlar tarafından ama alamıyorsun mesajı. Elmayla armudu karıştırma.


M.
 
Arkadaşlar lütfen gerilimden uzak duralım...burada amaç birbirini kırmak değil, karşılıklı fikirleri ve deneyimleri paylaşmak olmalı...Mahcem seninde haklı olduğun taraflar var ve deneyimli bir müzisyen olduğundan eminim ama Mert arkadaşımızda bu konuda herkese nasip olmayan deneyimlere sahip bir insan... İşin içinde sanat olan bir sahada biraz daha hoşgörü lütfen...tabii birde şu var; bu analog vs digital veya real analog vs virtual analog muhabbeti hiçbir zaman bitmeyecek...buna birde zevklerin ve algılayışların subjektif oluşunu ekleyin...
 
synthfan2' Alıntı:
... İşin içinde sanat olan bir sahada biraz daha hoşgörü lütfen...tabii birde şu var; bu analog vs digital veya real analog vs virtual analog muhabbeti hiçbir zaman bitmeyecek...buna birde zevklerin ve algılayışların subjektif oluşunu ekleyin...

Bütün mesele de burada zaten ve söylemek istediğim(iz) de o. Daha önce yazdığım mesajlardan da bunu okumuşsundur. Herkesin müzisyenliğine ve sanatına saygım sonsuz ama kalkıp subjektif şeyleri sanki bir gerçekmiş gibi kabullenip burnu büyüklük yapmaya da tahammülüm yok. Son olarak da burada yazdıklarımızı gerilim olarak almaya da gerek yok aslında bayağı sakin bir ruhla yazıyoruz.
 
Valla yazdıklarımızı hangi ruhla yazıyorsak yazalım, neticede aslolan ve internet forumlarının ana amacını teşkil eden işbirliği ruhunu incitmemek lazım. Harmony Central forumunda da incir çekirdeğini doldurmayacak mevzular sebebiyle deneyim abidesi insanlar forumları terkedebiliyor... Her insanın kişisel zevkleri, çalışma yaklaşımı, kişisel kahramanı durumunda sintileri ve çalışma teknikleri var... Dediğim gibi aslolan ses tonunu çok da yükseltmeden, ama tartışma ortamının verdiği fikir zenginliğinden de istifade ederek, bu teknoloji mucizesi ortamların tadını çıkarmak... :lol:
 
Doğrudur...

Söylediklerimin içeriğinin arkasında durmakla beraber ifadelerimde bir kırıcı ton kullandıysam özür dilerim. Onu o anlık ruh haline veriniz.

Ancak bir hususun üzerine bir daha ısrarla gitmekte fayda görüyorum.

"Softsynth'ler ile göz yaşartıcı bir ses çıkarmak şu an için mümkün değil" demek çok büyük bir iddia, onun arkasını doldurmak da Adana şalvarını dolduracak nevale ister.

1980'lerin başlarından günümüze kadar uzanan bir dijital synth süreci var dünya müziğinde ve bu süreç içerisinde göz yaşartıcı birçok müzik yapıldı dijital synth'ler kullanılarak. O zamanlar teknoloji harikası olarak nitelendirilen ve bugünkü müzik trendlerini en derinden etkileyen o süreç içerisinde kullanılan ve bugün artık klasik olarak adlandırılan (evet, klasik dijital) synth'lerin hardware versiyonlarında kullanılan D/A konvertörler, günümüzde DAW bilgisayarlarda kullanılan D/A konvertörlerden daha üstün değildiler. Yani bugün kimse çıkıp da "efendim Yamaha DX7'nin üzerindeki DA konvertörler Rosetta 800'e beş basar" filan diyemez, adamı hap gibi yutarlar. Zamanında çeyrek milyon dolara satılan bir Synclavier'dan, 60-70 bin dolara satılan bir Emulator II'den, bütün Pet Shop Boys, Yes, Tears For Fears albümlerinin üzerine dayandığı Fairlight'lardan kat kat daha güçlü sampler sistemleri bugün herkesin masasında, ki onları da "abi en fazla 64 instance açabiliyoruz ya, hiçbir şey yapamıyoruz" diye beğenmiyoruz. O zaman bütün dünyada 64 tane Synclavier II bulabilsen şükrederdin, yoktu çünkü herkeste öyle bir cihaza verebilecek o kadar para. Günlüğü bin küsur dolara kiralardın ancak, o da bütçen varsa.

Eh, o sesin karakterini oluşturan algoritmik fonksiyon ha DX7'nin içindeki DSP çipinde üretilmiş ve işlenmiş, ha bilgisayarın içindeki Pentium işlemcide üretilmiş ve işlenmiş ne farkeder? Almışsın o matematiksel fonksiyonu Apogee'den analog sinyal haline dönüştürmüşsün ne farkeder? Hatta verdiğim örnek FM synth DX7'nin orijinal analog devresi bugünkü standartlarda kabul edilemeyecek derecede dip gürültüsüne sahipti, ki bugün bile hâlâ yığınla insan gidip Yamaha'nın DX expansion kartlarını alıp kendi DAW sistemlerine takıp kullanıyor, zira aynı sesleri DX7'nin gürültülü analog devrelerini aradan çıkartıp daha temiz sistemlerden üretebilme şansına sahip oluyor.

Yani bu gibi bir yığın detay varken bence çıkıp "efendim softsynth'ler yaramaz, en büyük analog" filan demek abesle iştigal etmektir.

Kimsenin deneyimine müzikal geçmişine sanatına bir sözümüz yok, ama yanlış yönlendirici ifadelerden de kaçınmak lazım.

Müzikte "iyi kötü" yok, "whatever works" var. Hangisi iş görürse.


M.
 
Ulaşabildiğim her enstrumanı kullanırım. (dijital, analog, akustik vs.) Tepki veren, zamanla ısınan, akordu bozulan enstruman severim. Öngörülemez tepkiler, müziği güzelleştirir. Detay seviyesine dikkatinizi çekerim, zira bu başlıkta tartışan kişiler bunu anlayacak düzeyde eminim.

Dinlerken değil de çalarken göz yaşartacak aletler mevcut. Telin diğer ucunda, dinleyen adam anlamaz, ben çalarken anlarım. Mert çalarken anlar, biz anlamayız.

Eli bu işe yatkın bir adamdır Mert, üzerine gitmek yerine dinleyelim bence. Çok faydalı olabilir.

Devre şemalarını çizmek yerine, bu dünya güzeli aletlerle şahane müzik yapar. Kulak verin derim ben. Ben kulak veriyorum, çok şey öğrendim. Daha da öğrenecek çok şeyim var.
 
nurkan' Alıntı:
Öngörülemez tepkiler, müziği güzelleştirir.

Analog aletlerdeki bu ongorulemezlik, yani rastgelelik (randomness), programlanamayacak birsey degil aslinda. bilgisayarlarla rastgele sayilar yaratmak mumkun. Ornegin SynthMaster'da bir modulatoru random glide tipinde secerek 2 osc + unison + tune spread'e sahip bir preset yaptim hemen, osc2'nin frekansini da bu random modulator module ediyor.

Karsilastirma olmasi icin once rastgelelik icermeyen bir saw osc kullandim 3 akor caldim, sonra bahsettigim preset ile ayni akorlari caldim, dinleyin farki gorun:

http://www.kv331audio.com/synthmaster/s ... random.wma
 
nurkan sana kesinlikle katılıyorum bende. herkes aynı renkte olsa dünya monoton olurdu. mert gercekten calimi ile goz yasartabilen bilen biri. ve onun bu enstrümanlar icindeki secimleri dinlenip denenmesi gereken tecrübeler diye dusunuyorum.. evimin balkonunda raki kebab ikilisi ile beraber okudugum tartismaya gore de sunu diyorum.. bazi kelimeler yanlıs anlasilip tartisilmis gibi..
 
Nurkan'cım,

Mert arkadaşımız "çalarken gözümü yaşartan bir softsynth'a henüz ben rastlayamadım" deseydi kabul ederdim. O tamamen kişisel, subjektif bir ifade olurdu, öyle bir yorumda bulunmaya da sonuna kadar hakkı var.

Ama onu "işe bu yönden bakınca soft synth ile birilerinin gözlerini dolduracak duygulu müzikler yapmanın şu an için biraz uzakta olduğunu düşünüyorum" yaptığı anda "o zaman hoca, senin daha alman gereken çok yol var" diyen çıkar (ben değil, ama var ve çıkar.)

Sonra bu mesela:

MertTopel' Alıntı:
Bunlara bir de bu ürünlerin "availability" faktörünü ekleyince, tablo iyice ağırlaşıyor. Örneğin FM-7 şu an müzikle ilgilenen ve bilgisayarı olan 10 kişinin 9 unda bulunuyor olabilir. Her nekadar başarılı olursa olsun, şimdi kalkıp bu FM-7 den son derece özgün, hiç kimselerin duymadığı bir sound üretmenin zorluğunu hesapla...

Eh yani, dünyada aynı Hammond orgun aynı drawer ayarlarını kullanarak binlerce kişi gayet güzel müzikler yaptı, kimse de "yok efendim aynı Hammond, şimdi bundan orijinal sound çıkarmak ne kadar zor biliyor musun?" demedi. Referans olarak alınan albümlerin kaydedildikleri stüdyolara bak, dünya çapında bir elin parmakları kadar stüdyodur. Kayıda giren de kendi Hammond'ını götürecek hali yok, ölü eşek gibi alet, stüdyonun kiralık deposunda ne varsa çekilir odaya, kaydedilir, işi biter gider başka bir odaya idi. Yani kimse de "vay efendim soundumuz hep aynı" diye şikâyet etmedi.

Zaten miksaj aşamasında senin çalarak çıkardığın ses son ürüne olduğu gibi yansımıyor ki? Yansımayacak da. Üretirken "aman duyduğum zarar gelmesin" diye endişelendiğin ses miksaj masasından geçerken ne gibi deformasyona uğrayacak, bu analog domainde de çalışsan bir gerçek, dijital domainde de çalışsan bir gerçek.

Ayrıca dijitalin tekdüze bir neticesi olduğunu iddia edip bir de nacizane bilgilendirmeye çalışanları da "çekil bakayım kenara" imajı veren ifadelerle dışlamak da doğru bir hareket değil. NARAS'ın teknik kolunun önerdiği Session File Interchange Guideline'larına bakan bir insan, orada miksaja gönderilecek bütün projelerde miksaja olduğu gibi yansıması istenen efektlerin audio dosyalarına "print" edilmesinin ısrarla tavsiye edildiğini görür. Zira bir Autotune plugini bile her bilgisayarda demiyorum, bazı durumlarda her geçişte, her "pass"de ayrı bir cevap verir. Bu tecrübe ile sabit. Diğer FX ve instrument pluginleri için de aynısı geçerli. O yüzden miksajda sürprizle karşılaşmamak için "bana miksaj için Pro Tools dosyası gönderiyorsan, clip editlerini wave processing'leri softsynth'leri print et öyle gönder kardeşim" diye boşuna bağırmıyorlar. Bazı alıntılar:

Always print tuned tracks to another track when finished tuning them.
This is very important. Auto-tuning plug-ins do not tune identically on each
pass. The only way to get consistent results is to print them. As well, the
next system may not have the plug-in or enough DSP power. You may
also wish to correct any delay caused by the tuning process. Note in
comments if it's corrected or if you wish to leave the delay. Additionally,
you may leave a clearly labeled copy of the un-tuned track underneath the
playlist of the tuned track.

All essential (i.e. special effect) plug-ins should be printed to another track.
If your plug-ins have radically processed the sound from the un-effected
track (e.g. you used Amp Farm) and that sound has become integral to
what that track now is—you should definitely print them to another track.
If, for any reason, the receiving system can't play back these plug-ins, an
important element will be lost from the production. Do not assume other
Pro Tools systems will have even the most common plug-in if it is
essential to your sound.

Ayrıca kullanılan her AD/DA ünitesinin de kendine özgü bir karakteri olduğu konusunda herkes bir görüşbirliğine varmış olmalı çoktan, zira internette en çok tartışılan konulardan biri de bu.

Burada tartışan aşağı yukarı herkesin az veya çok bir stüdyo kayıt tecrübesi var, bazılarımız da 19-20 yaşında değil, bu işe analogdan başladı, sonra dijitale geçti, splicing tape nedir biliyor. Orada bir şarkı çıkarabilmek için ne numaralar çektiğimizi de biliyoruz, o yüzden yapmayalım bunu birbirimize diyorum.

Sevgiler,

M.
 
bla bla blaaa..

arkadaslarım.. daha hosgorulu ve medeni tartısmalar insanları daha uzak ve aydınlık noktalara goturur ınancındayım.. zevkler ve renkler tarısılmaz.. buna saygı duymalı.. isteyen istedıgı muzıgı yapsın.. isteyen istedıgı sekılde davransaın.. aslolen sevgi ve muziktir..

mesela benim de kişisel tercihim analog tur.. bu bir zevktir.. bu bir tekamul işidir.. eleştirilemez.. buyuk dusunur nıetschze nın bı lafı vardırç.. SEVMEK DOKUNMAKTIR..

ben bu aletleri seviyorum.. dugmelerını cevirmeyi.. kokularını.. tıtresımlerını herseylerini.. bu da benim zevkim sonucta.. bu da elestırılemez.. mouse olayı bana buz gıbı gelıyo..
analog sevdigin kızla bogazda elele yurumek.. dıjıtalse o kızla camerayla chat yapmaktır benim için.. kendimi tebrik ediyorum.. ne guzel ornek buldum..şimdi geldi aklıma:)

elimde 3 bılgısayar var..iki dual core pc ve bir mac g5... 3 de hı tech.. 15 dsp li ıkı adet.. power pulsar.. bır adet digi oo2 im var .. bunlar apogee 192 khx convertorle 2 adet full 02r96 ya baglı.. elimi suruyosam surda bı paragraf daha yazamayım.. neden mı burdalar.. bu işlerden anlamayanlar bu studyoyu matah bısey sansınlar ve iş yapsınlar diye.. jingle mingle işleri:)

ARP.. MOOG.. JUPITER.. OBERHEIM.. WALDORF...FAIRLIGHT.. vb larımla(yaklasık butun modellerı var elimde .. 120 ye yakın adet)muzik yaparken haz alıyorum.. onlara dokunuyorum.. onlarla iletişim kuruyorum..

haaa bilgisayar mı?.. guzel chat yapılıyo.. bi de guzel oyunlar var arada.. mortal combat fılan.. ıyı oluyo:) sizi bilmem.. ben almayım!!!... bugun sokakta satılan 3500 wattlık endonezya malı anfıde aynı... su an muzık dınlemekte oldugum 2 carpı ellilik lambalı hı end amfımde aynı.. iki si de anfi:) cıkıslar.. kablolar.. vs:) daha dogrusu oyle oldugunu zanneden zannetmeye devam etsın.. kucak dolusu sevgıler sunuyorum:)

kraftwerk.. depeche mode.. orbital.. peter gabriel .. santa klaus noel baba .. hatta şark bulbulu rustem baba gelsin.. muzığı burda dınlesın.. ben onları degıl onlar beni amcalar.. !

biz hep baskalarına ozenerek yerimizde sıkı patinaj yaptık..!! bu da bi dusunce.. saygı duymalı.. herkese bol osilasyonlu sevgıler.. gıdıp pulsarlarla bıraz ATARI oynayım.. ıyı geceler dostlarım... SEVGİ DOKUNMAKTIR:: unutmayın:) CeM the A-N-A-L-O-G Dragon xxx
 
evet abicim.. aynen oyle.. devir kırıp dokmek degil.. birleşmek.. sevgi devri.. bırakın yenılmeyelım sahtelıklere.. sevgısızlıklere.. mizahi olalım.. birbirimizi eleştirip alaya alaım.. ama kırmak için degil..üzmek için de.. hayat bunlar için cok fazla kısa..

yeni seyler ogrenip kaynasmak için ..ve birbirimizi daha donanımlı ve mutlu kılmak için.. hardware i de software i de bıgun mezarımıza atıcaklar.. bizle beraber curumelerı ıcın.. dedim ya.. hersey curusede.. sevgı ve arkadaslıklarımız curumesin..
tanrı hepimizi korusun.. herkese iyi muzikler.. sevgiler cok..:) cem
 
Birbirimizi kırmak için eleştiri yapmak tabii ki amacımız değil ama öbür taraftan öynyargılı davranıp

Sanırım seninle çok farklı müzikler dinliyoruz. Dolayısı ile ortak bir paydada buluşmaya çalışmamız gereksiz.

ondan sonra da burnu büyüklük yapip

Evet. Zor da olsa kulağının üstüne oturanlarla, yani seninle bile iletişim kurulabiliyor. Seninle daha fazla vakit kaybetmeyeceğim. Boşuna yazma arkadaş.

eleştiri kabul edemeyenlere de tahammülüm yok.

Bu arkadaşımızı tanımıyorum, eminim çok değerli bir müzisyendir ve daha önce söylediğim gibi herkesin sanatına ve müzisyenliğine sonsuz derecede saygım var ve bu saygı onun için de geçerli. Yalnız öbür taraftan artık standard olmuş analog-dijital'e basar geyiği yapıp ondan sonra da eleştiri kabul edemiyorsa kendi problemi. Başkalarının fikrini kaldıramıyormusun? O zaman yazma.

Kimseyle yazışmak için de can attığım yok ama öbür taraftan burada yazılanlara karşı kendi fikrimi belirtmek herkesin olduğu kadar benim de hakkım. Ayrıca bu işin Allah'ı değilim ama elimden geldiği kadar da teknik ve bilimsel yazmaya çalışıyorum. 1987 den bu yana analog synth konusunda konuşmakla analog tasarımdan ekmek yemek arasında bayağı bir fark var.

Saygılarımla.
 
Hımm, bugüne dek duyduğum soft sintilerin en iyileri arasında olduğunu söyleyebilirim...Tebrik ederim Bülent hocam, tam bir killer machine yaratmışsın...İyi bir pazarlama taktiği ile büyük bir başarı yakalaması zor olmaz...Ses tonu gerçekten çok güzel, hem temiz hem modern hem de farklı sentez tonlarını verebiliyor...Özellikle Moog potansiyeli bakımından MiniMonster ile rahatlıkla rekabet edebilir. Ses tasarımına başladım, user interface ile ilgili bazı önerilerim var, özel mesaj ile gönderdim, tekrar tebrik ederim...
 
Hocam cok sagolun yorumlar icin. Moog demisken, dun gece kafama takildi bu Moog filtresi, sanirim Moog filtresini daha gercekci implement edebilecegim bu aksam. Dun aksam bazi denklemler cikarip kodu yazmaya basladim (Stanford'dan Julious O Smith'in bir makalesini baz alarak, o makalede Moog filtresinin pole'larinin analog domain'deki denklemleri vardi, ordan yola cikarak bazi denklemler olusturdum, umarim dogrudur hesaplar!)
 
Geri
Üst