Mastering konusunda size sadece şu örneği vereceğim:
Yukarıda Müzik Teknolojisi forumunda "CaPE III bitti" diye bir başlıkta, üç yıldır internet üzerinden yapılmakta olan bir müzik yapım projesinin bu yılki ayağının sonuçlarını astım. Orada bizim takımımızın mastering'ini yapan Chris Johnson diye bir arkadaş var, web sitesi
Air Windows. Bu arkadaş kendi mastering programını kendisi geliştiriyor ve hatta o programı indirip kullanabilirsiniz de:
http://www.dontcrack.com/freeware/downl ... ing-Tools/
Chris bu projeye her sene katılıyor. Üç sene önce yaptığı bütün masteringler geri döndü, reddedildi. Geçen sene de bizim şarkımızı master etti, birkaç defa tekrarlattık, sonunda "eh" denecek bir seviyeye anca geldi, ki bazılarınız hatırlar belki. Bu senekinde yaptıkları geri dönmedi ama aynı projede yer alan ciddi mastering'cilerin neticeleri ile yanyana koyulduğunda farkı hissetmemek mümkün değildi. (Web sitesinin ana sayfasında o denemelerin örneklerinin klipleri var, oradan da tıklayarak dinleyevbilirsiniz.)
Sözün özü, bu arkadaş mastering olayını kendi mastering süitini yazmaya kalkışacak kadar kafaya takmış durumda. Kendisine "mastering'cilik" olayını iş edinmiş ve yıllardır o sanatın bütün fundamentalleri üzerine kafa yoruyor. Kendi kabinlerini kendisi yapıyor, bozuyor yeniden yapıyor. Odasını ölçümlere tabi tutuyor, ince ayar çekiyor. Diğer meşhur mastering mühendislerinin yaptıklarını inceliyor, onlarla takılıyor, konuşuyor, bilgi alışverişinde bulunuyor. Her gün, her hafta. Yıllardır.
Ona rağmen henüz varabildiği neticeler ile ciddi profesyonel seviyede işler yapan mastering mühendislerinin yapabildikleri arasında öyle büyük büyük farklar var ki bunları dinlediğinizde sizler de duyabilirsiniz. Alın o şarkıları bir audio editör programa yükleyin alt alta koyun, dalga formlarını inceleyin, dinleyin, farkı hem duyun hem görün.
Mastering o derece ciddi bir iş, öyle aldığınız bir düşük bütçeli ses kayıt prodüksiyon pakedinde gelen bir plug-inde bir butona basınca olmuyor. İnsanlar yıllarını veriyorlar, ben sabahın dördünde beşinde beni arayıp "çıldıracağım, neler denedim hâlâ olmuyor, o kafamda duyduğum sesi yakalayamıyorum, bir yerini yapıyorum diğer taraf bozuluyor, bozulanı düzeltiyorum bu sefer baş taraf bozuluyor, nasıl yapıyorlar da yapıyorlar bunu?" diye sinirinden hüngür hüngür ağlayan arkadaşlar biliyorum. Koca adamlar. Dinleyip dinleyip "keşke cevabını bilsem de söylesem" deyip kapatıyordum. Kelin ilacı olsa başına sürer. Öyle emeklerle varıyorlar insanlar o noktalara.
O yüzden öyle her arkadaş muhabbetinde yapılan geyiğe inanmayın. Benim gördüğüm, insanların bir çoğunun bir diğerine verdiği akıl kendi arayıp deneyip bulduğu değil, oradan buradan duyduğundan ibaret.
Kolay gelsin, müzikle kalın.
M.