[Eski] Canlı Performans ve Sound

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Ben in-ear monitor olayini sahsen tercih ederim. Davulcular icin kulaklari koruma acisindan da cok iyi. Yakin zamanda alacaklarim listesinde zaten. Kendi monitorume genelde volum sirasi ile, vokalleri, lead, ritm, ve bass gitarlari aliyorum. Vokal ve lead kesinlikle duymam gereken iki sey. Monitorler haricinde ne yaparsam yapayim genelde sahnede duydugum ses kotu oluyor. Ama onemli olan sahnede ne duydugum degil sonucta. Canli kayitlarimizdan birini post ediyorum, boylece canli soundumuz hakkinda fikriniz olur en azindan. Konserdeki performansima bakmayin, grubumla ikinci konserimdi ve heyecandan ayaklarim titriyordu resmen. Onun disinda sound olarak fena degil bu kayit.


Time For Change
 
bu anlattýklarýnýzý salý günü çýktýðým barda denemek için sabýrsýzlanýyorum. çaldýðým barda kendi ton meister'i ile gelen bir grup vardý. biz çamur gibi bir sound ile çalarken adamlar resmen CD'den çalýyormuþ gibi geliyordu. ton meister'a rica ettik bir gün bizim sound'umuzu yaptý. yapýlan ayarlarýn kayýtlarýný alýrken yanýmýza gelip, "boþuna almayýn ayarlar günden güne hava sýcaklýðý deðiþse bile farklýdýr" dedi. hakikaten bir hafta sonra ayný ayarlar ile hiç bir sonuç alamadýk. þu an bu iþi öðrenmeye çalýþan biri mikser'in baþýnda duruyor ve nedense istediðimiz ayarlarý yaptýrsak bile program baþlayýnca bildiðini okuyor. önceleri sesi mikser'in gain'inden açýyordu bassçýmýz bunun yanlýþ olduðunu anlatabildi sanýyorum bir þekilde.

ben sahnede rack sistem kullanýyorum. comp-limiter-deesser ve eq'ya mikrofonu baðlayýp oradan miksere yolluyorum. esasýnda bildiðim kadarý ile bu baðlantý þekli yanlýþ. benim bildiðim mikser'den comp'a oradan eq'ya oradan power amp'a þeklinde baðlanýr ama sokup takmaktan hoþlanmýyorlar aletleri. bir de baþta bahsettiðim arkdaþ bunlarýn hiç biri olmadan su gibi sound alýyordu. en çok kompresör iþime yarýyor diyebilirim. avaz avaz baðýrmak zorunda kalmýyorum en azýndan.

oysaki birisi þu bar sahiplerine, buraya doðru dürüst bir adam alsanýz daha çok müþteri gelecek, gelen müþteri daha çok eðlenecek, yakýþýklý olup(ne demekse) piyasa çalmak zorunda kalmayacaðýz müzik seven insanlarý toplayýp meþk edebileceðiz gerçeðini anlatabilse ne hoþ olurdu. kemancý'da çalýþan dj neshet bu konuda en güvendiðim adamdý. onun yaptýðý sound ile müzikle uçmamak elde deðildi. þimdi dedelerimizin orta dalga dinlediði pilli radyolardan daha iyi ses çýktýðýný düþünüyorum.

canlý müzik bar'ýn en son müzik sistemine yatýrým yapmasý anlaþýlýr gibi deðil. sonra neden bar iþ yapmýyor...
 
bahsettiğin,ayar aynıyken sesin hergün farklı olması olayı benide çıldırtan bişi.

bu arada atalay kardiş tavsiyelerine uyup amfiyi eq lar 5 de kullandım. mikserde de yine eq flat tuttum.çok daha iyi bi sonuç aldım.dediğin gibiymiş bana tiz gelen sesler dışarda acayip basmış.teşekkür ederim.
 
Arkadaslar herkes gercekten cok güzel, uygulanabilir seyler yazmis, ama sorunun özüne inen yok.

Nedense bir grup sadece bas, davul, gitar, vokal, klavyeden ibarettir seklinde bir uygulama mevcut hepimizde. Aslinda bence degil. Bütün bu kisiler müzigi olusturmakla ilgili sahislar, peki ya genel sound? O eksik iste. Gruba bir eleman daha lazim. Grubun müzigini bilen, elemanlarini taniyan ve ne istediklerini bilen. Su bizim forumda bile böyle bir ise soyunmaya hevesli bir sürü insan olduguna eminim.

Ikinci önemli nokta, yine müzisyen kafasiyla düsünmek. Hep kisisel ekipman alinir. Ama is grup müzigine gelince bence en iyi cözüm kendi sahne ekipmanina sahip olmak. Yani mixer' i, high-end' leri, monitorler' i, sub' i, kolonlariyla beraber. Kendi ekipmaniniz olursa, kendi soundunuz da olur. Simdi diyeceksiniz ki Yuh!!! ama ne yazik ki iyi birseyler yapmak icin biraz harcama yapmak gerekiyor. Diger türlü insan tasima suyla degirmen döndürmeye calisiyor.

Biz herseyimizi aldigimizdan beri hic sorun yasamiyoruz. Nereye gidersek gidelim, sadece gittigimiz yerin akustik durumuna göre degisiklik yapiyoruz. Öbür türlü her hafta caldigin yerde bile hep degisik soundla calarsin.
 
Kerem high end düşünmüşsün. Herkesin dileği sadece sahnede kullanacağı setup a sahip olmak. Ama öyle setupı olan bir grup zaten büyük ihtimalle profesyonelliğin üstlerinde ve tonmaistere sahip bir gruptur. Sadece Dream Theater'ın konserinde basçıya düşen rack mounted prosesör sayısı 11-13 adet! O yüzden konserleri albüm kayıtlarıyla aynı kalitede. Sadece davula 17 mikrofon düşenmiş... ağzım sulandı iki nefes alayım bir dakika! :)

Genel sound için yukarıda bahsetmiş olduğum setupların faydasını görenler olmuş, hepsi zaten benim daha önce, kitap okumadan deneme yanıma ve daha sonra kitap karıştırmamla sabitlenmiş tecrübeler. Bunlara ek olarak, konser alanı, hacmi ve sesin çarptığı materyaller çok önemli. Amfilerin seyirciye ve grup elemanlarına olan uzaklığı farklı olunca ortaya çıkan duyum yanlışlıkları (ve bu yüzden grup elemanlarına gereken yer monitörlerinin önemi) gibi soeunları halletmek için detaylı uğraşmak ise tabii ki o mekâna bağlı ince ayarlar. Hele ki salon boşken yapılan ve salon dolup konser başlayınca hiçbir işe yaramayan setuplar ayrı sorun! Bu gibi sorunlar daha çok ortalama setup ile başlayıp, konserde sadece detaylara konsantre olup belli hacimlere göre setupınızı kağıda dökmek ile çözülebilir.

Kolay gelsin.
 
Atalay, bence high-end düsünmedim.
Bes kisilik bir grubu ele alalim. Herkesin en az bir 1000 dolarlik harcamasi vardir. Enstrüman vs. Kaldi ki zaten benim bahsettigim yari profesyonel, profesyonel gruplar. Amatör gruplar icin konusmuyorum. Cünkü eminim onlarin sounda gelinceye kadar asmalari gereken bin türlü sorunlari olacaktir. Neyse konumuza dönelim. Bes kisi toplam 5000 dolar kisisel harcamalar. Dedigim gibi iyi birseyler yapmak istiyorsan biraz para harcaman gerekir. Herkes bir bin dolar daha koyarsa gercekten iyi bir sahne tasisati kurabilirsin.
Sadece Dream Theater'ýn konserinde basçýya düþen rack mounted prosesör sayýsý 11-13 adet! O yüzden konserleri albüm kayýtlarýyla ayný kalitede. Sadece davula 17 mikrofon düþenmiþ... aðzým sulandý iki nefes alayým bir dakika!

Böyle bir tesisati tabi ki herkes ister, ama sen de ta uc noktaya gitmissin be Atalay. Benim bahsettigim sekilde elbette böylesi alinamaz, ama gayet basarili, grubun istegine cevap veren ve en önemlisi grubun soundunu standart hale sokacak bir tesisat satin alinabilir.

Bu arada ben zaten senin anlattiklarin icin eksi bir tavir takinmadim.
Arkadaslar herkes gercekten cok güzel, uygulanabilir seyler yazmis, ama sorunun özüne inen yok.
diye yazmistim zaten en basta :D
 
Sorunun özü ideal ve yeterli ses sitemi olan bir ortamda konser vermek. Bu da konser ortamında o konser salonunun ekipmanı kullanılacak ise o sistemin, veya grubun sisteminin o ortam için yeterli ve ideal yerleştirilmesi olabilir. Bunların ikisi de maddi olanaklarla sınırlı. Türkiye'de rock grupları için yeterli ekipmanı sağlayacak ortam yok. Amatör rock gruplarının büyük çoğunluğunun da konser ekipmanı sahibi olacak maddi imkanı yok. Bu yüzden elindekileri en iyi şekilde değerlendirmek için uğraşıyorlar.

Senin de bahsettiğin tipte ekipman buraya göre high end sayılıyor çünkü standartlar düşük. Keşke Saklıkent gibi bir mekan olsa (veya Saklıkent'te) ideal rock konser sistemi hazır olsa, gruplar kiralasa. özellikle rock grupları için olsa diyorum çünkü Saklıkent'te new age gecesi vardı Mushroom Therapy geldi ve konser verdi. Çok dikkatli bakmadım ama sanırım onlar pek te monitor sistemi getirmediler. O gece ses çok iyiydi ama herşey dijital ortamdan direk hoparlorlere gidiyordu. Rock konserleri iyi olmuyor, belki de ses sistemi ayarları yanlış yapılıyor. Yazık oluyor onca gruba.
 
Selamlar.
Sahne sorunları malum konuşulmuş. En büyük sorunlardan biri masa başındaki arkadaşın "Ya gençler çalın çoşun anasını satıyım" şeklindeki tavrı olsa gerek. En güzeli kendi soundunu oluşturmak için bilgili bir tonmaister ile anlaşıp konserden konsere onu yanında götürmek heralde.
En büyük sorunlardan biri sahnede monitörlerin doğru kullanımı. Genelde monitörlerin ayarlanması, duymak istediğiniz grup elemanlarının levellarının dengelenmesi çok ciddi sorun. Bazı koşullarda sahne içinde inanılmaz bir uğultu olması söz konusu. En çok da dışarı giden sound nasıl acaba diye soruyorsunuz kendinize.

Önceki mesajlarda konuşulan bir mevzu var. Kendi ses sistemini anfini aletlerini sahneye taşımak en doğru yol olsa gerek. Bir de kesinlikle soundcheck yapılırken işi aceleye getirmemek ve istediğiniz, rahat edeceğiniz soundu yakalayana kadar uğraşmak gerekli. Gerekirse az parça çalıp düzgün çalmak lazım.

Perşembe günü YTÜ konserinde artık tamamen cinnet geçirmiş eleman modunda olacağım. Evde ne var ne yok götürmeyi düşünüyorum. Bir de soundcheck istediğimiz gibi olmazsa playlistten bir çok şarkıyı çıkartabiliriz. 10 larca defa konser verdim heralde hiç birinde tamam abi budur dememişimdir. Büyük sorunlar yaşamak gayet normal. İnsanların size bakış açısı bile farklı çünkü. Gençler müzik yapsın diyen bu işe eğlence gözüyle bakarak tonlama yapan insanların olduğu yerde müzisyen adam her zaman sıkıntı yaşar.

Kısa bir iki anı anlatayım sizlere. Geçen sene rockistanbulda amatör grupların çıktığı sahnede arkadaşlarım sahneye çıkmıştı. Aletler kuruldu konser başladı. Tabi ki ne soundcheck var ne de düzgün bir davul vokal tonlaması. Gençler (müzik yapsınlar) sahnede çalıyorlar gayet güzel, masa başında bir zebani sürekli yanındaki arkadaşıyla gülerek vokale iğrenç delayler veriyor. O kadar rezalet bir sound çıkıyor ki dayanılacak gibi değil. Adamın yanına gidip napıyorsun kardeşim dediğin zaman da hayrola ne oldu diyecek kadar da pişkin. Düşünün işte istanbulda yapılan en büyük festivallerden biri ve ne yazık ki sadece amatörsünüz diye başınıza neler geliyor.

Geçen sene YTU rock festivalinde sahneye çıktık. Sahnede inanılmaz bir uğultu var. Monitörlerden bir güruh halinde bütün herşey geliyor. Kickler basslar vokaller baya bir feedback. 15 dakika soundcheck yaptık sorun geçmedi. Daha sonra biraz iyileşir gibi oldu yapılan ayarlarla fakat bir süre sonra tekrar dayanılmaz bir uğultu oluştu. Parçanın arasında işaret ettim masa başındaki adama. Beyefendi 5 dakika sonra geldi yanımıza ve parçanın ortasında sahneye çıkıp hayrola ne oldu dedi. Ben de birşey diyemedim doğal olarak çünkü parça çalıyoruz. Sonra da gitti eleman arkasını dönüp. Masa başında oturuyor bir yardımı dokunmuyor hatta zarar veriyor. Gelip anfinin üzerindeki chorus için " Aslında o chorus değil, ses derinlik katıyor" diyebilen insanlar var aramızda.

Yine geçen sene Barışarock sahnesindeyiz, Sahnede mevcut olan 2 adet anfi var. İnsanlar çıkıp çalıyor iniyor derken sıra bize geldi. Sahneye çıktık. Belli ki oraya alet edevat taşımaya gelmiş bir arkadaşı sahnede yerleşmemiz için bize yardım etmeye gönderdiler. Ben taktım jackı anfinin inputuna adam geldi dedi ki "O anfi patladı kullanamazsınız" .Dedim nesi var ne oldu? Hiç ses çıkmıyor dedi. Sonra baktım anfiye 2-3 kanallı bir kafa anfisiydi ve master volume kapalıydı. Açtım anfiyi öyle çaldım. Eğer orda bakmasak adamlar anfiyi kenara çekecek gruplar da mixera girerek çalıcaktı.

Antalyada konserdeyiz. Sahne her zamanki gibi rezalet. Bir davul var derilerin üstünde sigara söndürmüşler heralde. 1900 lerden kalma bir mixer var. Monitör yok. Anfi var ama power kablosu yok. 16 kanallı mixerin 6-7 kanalı çalışıyor. Davul için tepeden 2 tane mikrofon asmışlar.
Ses teknisyeni zaten hiç yok. Sahneye çıkıp da mixer başına geçip ayarları yapmaya çalıştığımız bir konser olmuştu. Daha önceden de konuştuk adamlarla backline listesi istedik. Marshalllar, Peavey ler söylendi ama bir gittik Oscar Schmitt marka anfi var ve power kablosu yok.

Enteresan olaylar oluyor. Fakat buna rağmen şükür ki her sahneye çıktığımda insanlar eğlendi bir şekilde. Ben de her defasında rezil bir konser oldu dedim. Tabi seyircinin beklentileri ve görmek istedikleri çok da fazla tekniğe dayalı şeyler değil. Genelde müzik olsun ortam olsun diye dinleyen insanlar var. Sen sahnede eziyet çeksen de adam eğleniyor.

Perşembe gecesi eve dönünce konserle ilgili yorumlar yapıcağım. Mümkün olursa Mp3 kaydı, video ve fotoğraf asmaya çalışacağım.
Herkese saygılar sevgiler.
Sahnede de iyi duyumlar :)
 
Ben de naçizane bir tecrübemi sizinle paylaşayım:
Ben klavyeciyim. Şarkılara göre kullandığım seslerin seviyesi sürekli değişiyor. Bu yüzden monitör miksinde kendi monitörüme tüm vokaller dahil tüm çalgıları eşit seviyede alıyorum(kendimi de alıyorum elbette). Bu şekilde diğer enstrümanlar arasında kendimin nasıl duyulduğunu da kontrol edebiliyorum bir nebze. Yani bir arkadaşın değindiği "ses dışarıda nasıl duyuluyor?" problemine tam bir çözüm olmasa da az buçuk bir çözüm olarak kullanılabilir.
 
Senelerdir canlı çalmaktan uzak kaldığım için ahkam kesmeyip kısa tutacağım ama bu konudaki tecrübem nerede çokluk orada b*kluk. Canlı çalacaksan, ses sistemi ve ses mühendisi profosyonel değilse ve adam gibi sound check yapma imkanın yoksa, gitarda orta halli drive, hafif bir chorus ve şöyle bir tadımlık reverb ile işi bitir. Hem çok rahat edersin hem de gruptaki elemanlardan kimse sana düşman olmaz. 20 Haziran'da burada festivalde çalıyoruz ve bizim set-up tamamen minimal.
 
Özellikle sabit mekanlarda çıkan arkadaşların seskontrol sırasında tınısını iyi bildikleri CD den çalınacak bir parça eşliğinde, genel eq yu, crosover ı, sub bas ve üst kabinlerin amfi seviyelerini test etmelerini tavsiye edebilirim.
Benim mekanlarda yaşadığım en büyük sorun bu ayarlardaki uygunsuzluk olmakta çoğuzaman. Aletler iyi olsada optimum bir düzen içerisinde kullanılamamakta. Yanlış kesilmiş bir crossover la yada gereğinden fazla açılmış kabin-sub amfilerle, dogru yapılmamış genel eq ayarlarıyla mixerden ne yapsanız sonuç alamazsınız zaten. Tabii bağlantıların doğru yapıldığını kabul ediyorum.
Bu türden ayarları siz bilmiyorsanız bile (ki bilmediğinizi düşünüyorsanız ellemeyin derim) bilen bi arkadaşınıza yaptırmanızda yarar vardır. Yoksa bu Basdavul niye uğulduyo diye sabaha kadar bantlayabilirsiniz..
 
Arkadaşlar gerçekten bende çok muzdaribim bu sahnede ki sound probleminden, haftanın 3 günü düzenli olarak barlarda program yapıyorum eh bunun üstüne sayısız konser ve ekstra programlar eklenince ve ben hiçbir yerde istediğim sound'u yakalayamayınca ki istediğim sound amplimden çıkan sesin aynısıdır.Artık tırlatma derecesine gelmiş durumdayım.Artık bar programlarına ampli falan götürmüyorum açık konuşmak gerekirse özellikle benim gibi rack kullanan ve program yapan müzisyen arkadaşlarımında amplilerini sırtlanıp götürmemeleri gerektiğini düşünüyorum.Lakin eskiden ampli olmadan olmaz, preamp'ta kullansam toplamda 8000$ lık ekipmanda kullansam amplisiz olmaz diyordum ama sisteme girmek zorunda kaldıktan sonra aslında sisteme direkt girmenin çok daha makul olduğunu düşünmeye başladım...Mixer başında ki elemanlar bazen özellikle çokta haşır neşir olmadığınız mekanlarda gerçekten barın önünden geçen herhangi birinden daha fazla bilmiyorlar bu işi...Direkt mixere girince hiç olmazsa kendiniz gidip ampli gibi düşünerek müdahale edebiliyorsunuz, normalde herzaman kablo kullanmayı sevdiğim halde sırf mixerin başına gidip kendim çalarak bakabilmek için wireless alma hülyaları içine girdim...Bence sorun mixer başında ki adamın olayı bilsede müzisyen olmamasından kaynaklanıyor, anlamıyor gitarın sound'u nedir basın ki nedir. Bence en güzel çözüm yolu çaldığınız her mekanda sisteme girmek ve bir seferliğine erkenden gidip mixer ayarlarını gain hariç flat yapmak ve ona göre EQ ayarlarını ayarlamaktır.Böylece mixer başında ki elemana abicim flat yap dokunma diyebilirsiniz ve dışarda ki sesten emin olarak çalabilirsiniz. Lakin birde monitör problemi var meydanda beleşe dağıtmışlar sanki heryerde sx300 ler monitor diye kullanılıyor kafayı sıyırdım yani artık.Hadi dışarıyı hallettin bu sefer monitorlerden sacmasapan sesler geliyor. Adamlar vokal monitor'ü ile gitar monitorunu jumplıyorlar var mıdır boyle bişey gitar duyamıyosun actırıyosun bu sefer vokal kendini duyamıuyor kıstırıyosun sen duyamıyorsun. Ya sisteme girip çileden kurtulmak lazım yada full stack kurup (lakin ben kurdum) barın sahnesinin ortasına koyup sesim güzel cıksın dünya umrumda değil demek lazım:)
 
ozdnrk' Alıntı:
Özellikle sabit mekanlarda çıkan arkadaşların seskontrol sırasında tınısını iyi bildikleri CD den çalınacak bir parça eşliğinde, genel eq yu, crosover ı, sub bas ve üst kabinlerin amfi seviyelerini test etmelerini tavsiye edebilirim.
Benim mekanlarda yaşadığım en büyük sorun bu ayarlardaki uygunsuzluk olmakta çoğuzaman. Aletler iyi olsada optimum bir düzen içerisinde kullanılamamakta. Yanlış kesilmiş bir crossover la yada gereğinden fazla açılmış kabin-sub amfilerle, dogru yapılmamış genel eq ayarlarıyla mixerden ne yapsanız sonuç alamazsınız zaten. Tabii bağlantıların doğru yapıldığını kabul ediyorum.
Bu türden ayarları siz bilmiyorsanız bile (ki bilmediğinizi düşünüyorsanız ellemeyin derim) bilen bi arkadaşınıza yaptırmanızda yarar vardır. Yoksa bu Basdavul niye uğulduyo diye sabaha kadar bantlayabilirsiniz..

Mekanlardaki sabit ses sistemlerinin en büyük problemi ya sistem kurulduğunda doğru ayarlanmaması ya da kurulumda doğru ayarlanmış olsa bile onlarca kişi tarafından sürekli kurcalanıp değiştirilmesidir. İdeal olanı kurulurken adam gibi ayarlamak ve bunları kimsenin kurcalamasına izin vermemektir. Bu iş çok ciddi bir iştir ve pek öyle bir CD koyup da bilen bir arkadaştan rica edilecek birşey değildir (tabii ki "bilen arkadaş" gerçekten biliyorsa o başka :D )

Tabii bir de cihazların gerçekten bir sistem oluşturup oluşturmadığı problemi var. "Yukarıya 4 kafa, aşağıya da 2 sub atarız tamamdır" demekle olmuyor bu işler. Sistemdeki cihazların iyi eşlenmesi gerekiyor; hem hoparlörlerin maksimum verim ile çalıştığı frekans aralıkları açısından hem de bölünen frekans aralıklarının üretebildiği dB SPL açısından. Watt hikayedir; önemli olan sensitivity ve sonuçta alınan dB SPL'dir:
http://www.muziktek.com/forum/viewtopic.php?t=1706
 
Bijen,

Hem sahnede gitarist olarak hem de konserlere mixerin arkasındaki adam olarak bol bol tecrübeye sahip biri olarak söylüyorum; küçük sahnelerde en sağlıklı çözüm küçük gitar amfisi kullanıp, amfinin sesini çok açmadan mikrofonlamak.

Sonraki iş moritör ayarları... Küçük sahnelerde fazla sayıda monitör mixi problem yaratır: Birinci sebep fazla sayıda monitör mixi ile uğraşmak ve ayarlamak zordur, hatta soundcheck zamanı az ise ve mixerin başında oturan işi bilmiyorsa bu kabus haline gelir.

İkincisi, monitör mix sayısı fazla olsa ve iyi ayarlansa bile monitörlerin sesleri küçük sahnede birbirine karışacaktır.

En basit çözüm iki yol monitör (yani iki monitör mixi yapmak). Öndeki monitörler birinci yol ve vokal ağırlıklı (gitarist ve basçı arkalarındaki amfilerden kendilerini destekleyebilirler), ikinci yol ise davulcuya. Eğer grupta klavye varsa bu durumda üçüncü yol monitör gerekebilir.

Monitör mixi (yol) ile monitör sayısı aynı şey değildir. Sahnede 4 adet monitör olabilir ama bunlar 2 yol (iki farklı mix) olabilir. Ya da sahnede 12 monitör olur ama toplam 8 yoldur vs vs.....

SX-300 çok amaçlı bir hoparlördür; hem stand tipi hem de monitör olarak kullanılabilir. Tabii ki "gerçek" bir sahne monitörü değildir ama küçük mekanlar ve basit canlı performanslar için gayet iyi sonuç verir. Benim zevkime göre biraz tizleri fazladır. Mesela JBL'lerin mid'leri daha dengelidir, bu yüzden bir gitarist olarak daha hoşuna gidebilir. Bir de üst sınıf "gerçek" monitörler var, Meyer, EAW vs ama şu an için burada onlar konu dışı... :D

Kolay gelsin, selamlar,

Ufuk
 
Böyle bir konu varmış hazır yenisini açmayayım dedim.

Benimde bir sorunum var.
Stüdyoda çalarken ve yüksek seste birileri çalarken onları dinlediğimde sesleri doğru düzgün algılayamıyor olmam. Çoğunlukla solo kısımlarda elektro gitarı duyamıyorum.

Stüdyoda çalarken herşey güzel sesler yeterli çaldığımı duyuyorum ama anlayamıyorum. Yani sesler normal hatta normalden yukarı açıp bile denedim. Çaldığımı duyuyorum ama algılayamıyorum.
Atıyorum sol notası basıyorum ardından sol# basıyorum ama duyduğum ses aynı geliyor kulağıma.
Aynı şekilde stüdyoda veya biryerde çalan birinide izlerken aynısı oluyor. Sanki çalınan yanlış çalınıyormuş gibi geliyor kulağıma.

Çalarken veya dinlerken kulaklarıma pamuk tıkayıp denedim, tıkaç denedim, hiç birşey takmadım yine aynı. Acaba kulaklardamı bir sorun var :roll:
 
Bence bu konuda asıl sorun değişkenlik:

Bizler studyoda istediğimiz şekilde sound ayarı yapabiliyoruz. Her şey elimizde ve değişken olan çok sey yok. Oysa canlı performansta ,sahnede hareket eden ve artıp azalan insanlar,bunların konuşma(bağırma seslerinin değişkenliği)vs.. bir sürü değişken etken var.

Biz kimse yokken ve değişkenliği az olan şartlarda çok sağlam ayarda yaptığımızı düşünsek iş performansa gelince değişik faktörler ortaya çıkıyor ve birde grupta bazen ayarları işten anlayan bir kişinin yapmaması yani herkesin mixer de benimde tuzum olsun demesi.ha o çorbaydı demi :roll: neyse.
Peki ne yapmalı o zaman??

En sağlıklısı ses işinden iyi anlıyan bir tonmaisterle sürekli çalışmak mı?Yani biz çalarken onun duruma göre ayarlarda değişiklik yapması ve kimsenin ona müdahele etmemesi mi ?
Sevdiğim bir insanın bir sözü var derki:
Bir alet birden fazla işi yapıyorsa o alet prof.değildir.
Çoğu durumda doğru bir laf aslında.Konuyla ne alaka demeyin. Bizde hem müzik yapmaya, hem sound ayarlamaya çalışmakla bunu yapıyoruz.

Peki bir sesçi bulup onu sürekli barda, konserde vs.yanımızda bulundurma işini kaç kişi yada grup yapabilir günümüz koşullarında?
 
işin sırrı

Dogru ses sistemi
Dogru yerlesim
Dogru Engineer
Dogru TUNE
DOGRU stagemanegerları
ve Dogru durust soundcheck

===========Kusursuz sound....

olay bukadar...herkes kendini duyar,insanlar mutlu ayrılır muzisyenlerde keyifli bir performansı daha geride bırakır...
 
Tabii bir de cihazların gerçekten bir sistem oluşturup oluşturmadığı problemi var. "Yukarıya 4 kafa, aşağıya da 2 sub atarız tamamdır" demekle olmuyor bu işler. Sistemdeki cihazların iyi eşlenmesi gerekiyor; hem hoparlörlerin maksimum verim ile çalıştığı frekans aralıkları açısından hem de bölünen frekans aralıklarının üretebildiği dB SPL açısından. Watt hikayedir; önemli olan sensitivity ve sonuçta alınan dB SPL'dir:

Ufuk Abi' nin bu ifadesi, olayın en temel ve en önemli bir kaç noktasından biri bana göre:

İşin teknik ve terimsel boyutunu kullanamasam da açıklayıcı bir dil kullanmaya çalışayım;

- Birbiri ile uyumlu çalışabilen ekipmanlar(Ses sistemi ile ilgili) olmadığı sürece, en iyi markanın en iyi modelini de kullansak fayda etmez gibi geliyor bana.

-Bazen ilk defa kullanacağımız bir ekipmanın başına geçtiğimizde power düğmelerine basıp, bütün ekipmanı çalıştırıp, kabloyu mixere ve enstrumana bağlayıp sesi açınca....''aahhh!!! tamam abi böyle kalsın, hiç elleme...'' dediğimiz olmuştur. :? Olmamış mıdır? :p

- Hadi ekimanlar uyumlu diyelim: Eğer grup sayısı ve kullanılan çalgılar ses sistemi ekipmanının performansından ve özelliklerinden daha baskın yada farklı ise, o zaman ne yapacağız? Az monitör, az kabin varsa, ''aç sesleri aç aç...'' diyemeyiz herhalde.

-Gerekirse kuvvetli kabin ve monitörlerden, (sayıca daha fazla olmak kaydı ile) az ses açarak, yumuşak ve kaliteli sesler alabiliriz diye düşünüyorum. Böylece ekipmanın sınırlarının çok daha altında, o hep aradığımız ''CD gibi sound'' olayına yaklaşabiliriz belki.

Tabi işimiz sadece monitör ve kabinlerle bitmiyor. Kafamı toparlayamadım, aklımdakilerde uçtu gitti. TV' de box maçı var, kulağım orada. Belki biri tamamlar yazdıklarımı.

Saygılar
 
Geri
Üst