Arkadaşlar;
Bir hoparlör, pasif çalışırken, yani dahili crossover ile kullanılırken, sinyal ampliye Full-Range olarak gelir, amplinin frekans cevap aralığına göre şekli değişir. (biliyorsunuz ki her ampli üreticiler kendi amplilerinin ne kadar flat olduğu konusunda reklam yapsalarda osilaskop a bağladığınızda kendiniz görebilirsiniz hiç biri flat değildir-mesela piyasada en favori sub-bass amplisi Crest 8001 dir, osilaskopta pink-noise da 80hz de 8-9 db lik bir boost vardır, herkez bunu bilmeden en kuvvetli ampli zanneder.)
Ampiden çıkan sinyal flat olarak hoparlöre gelir ve dahili crossover yardımı ile (örnek 2 yollu bir hoparlör) yüksek frekanslı sesler bölünerek High yani Tiz dediğimiz driver a; alçak frekanslar ise Low yani bas dediğimiz driver a yönlendirilir. Bu esnada; pasif crossoverlar yeteri kadar iyi netice vermeyip, frekansları ayırmakta zorlandıkları için driverlara özellikle sinyalleri karışık yollamaya başlarlar ve çalışma zamanı çoğaldıkça bizim halk arasında "şişme" diye tabir ettiğimiz distörsiyon ve thd ler yoğun olarak belirmeye başlar.
Oysaki aktif crossover kullanıldığında, mikserden çıkan sinyal önce aktif crossover a gelir ve burada, kullanılan hoparlör kabinin özelliğine göre, üreticinin vermiş olduğu değerlere göre sinyal bölünerek önce ampliye, ordan da hoparlöre ulaşır. Burada pasif crossover kullanılmadan driverlara sinyal aktarılır.
Evet, ben konserlerde sahne monitörlerini bu şekilde kullanarak sahnede daha az feedback oluşmasını sağlıyorum. Faitless, Zuccero, Alanis Morriset, Modjo, Bob Geldof, Shakira, Spice Girl, Barry White vs. gibi şarkıcı ve grupların Türkiye konserlerinde ses sistemlerini ben kurdum, onların sound engineer ları da daha az feedback olması için Aktif, yani bi-amp kullanıyorlar.
Teknik müdürü olarak çalıştığım şirkette, benimle beraber çalışan yaklaşık 30 kadar ses teknisyenine bu konuyu görsel olarak anlatıyorum. Bana özelden mail atın, sizi müsait olduğum bir gün bizim şirkette eğitim günümüzde çağırayım ve kendi kulaklarınızla duyun. önce pasif olarak çalıştıryorum hoparlörü, sonra aktif olarak. Aradaki feedback ve hacim farklılıklarını görmemek imkansız oluyor.
Zaten size şöyle diyeim, ben Türkiyede pek çok ünlü ismin stadyum ve Açık hava tiyatrosu gibi mekanlardaki konserlerini yapıyorum. Sizde belki biliyorsunuzdur, pek çoğunun kıçı-başı güzel ama sesleri malesef çıkmıyor. Ben ve benim gibiler bunların seslerini çıkarmak için o kadar çok uğraşıyoruz ki, bir bilseniz

Bu sesleri ancak aktif monitör sistemi kullanarak duyurabiliyoruz, feedback i en aza indirerek.
Son olarak bir konu daha, Behringer malesef sizin bildiğiniz kadar başarılı bir cihaz değildir. Genel de taklit ederek cihaz yapar ve bunları satar, son yıllarda özellikle modellerini taklit ettiği için Klark Teknik tarafından (
http://www.klarkteknik.com/index.htm) pek çok defa mahkemeye verilmiştir. Zaten aranızda elektronikçi varsa, cihazın üst kapağını açtığızda bile , çalıştırmadan , gözle ne kadar ucuz ve basit, kaba bir işçilik olduğunu göreceksiniz. Türkiye distribütörü SF elektronik te yığınla tamir edilmeyi bekleyen cihaz dolu.
Behringer Feedback destroyer a sakın güvenmeyin, elektro gitarın sesini bile feedbcak zannedip katlediyor ortalığı.
Dünya da profesyonel kullanımda böyle cihazlar kullanılmıyor. Ciddi konser şirketlerinin ekipman listelerine baktığızda asla göremezsiniz böyle cihazları.
Örnek: SS hire, Procon,
Ayrıca dünyadaki önemli ses mühendislerinin "takıldığı" web forumlarında bu konuyu sorabilirsiniz.
ProSoundWeb
http://srforums.prosoundweb.com/index.php/f/2/0
Bu konuda daha fazla bilgi için dünyadaki en önemli sahne monitörü üreticilerinin web sayfalarına bakabilirsiniz.
NEXO PS-15
http://www.nexo-sa.com/asp/catalogue/ca ... ?linkid=83
EAW SM-260
http://www.nexo-sa.com/asp/catalogue/ca ... ?linkid=83
Bu konuda daha geniş bilgiyi (
http://www.aes.org/publications/preprin ... search.cfm) AES nin "Feedback Elimination Simplified" adlı araştırma yazısında bulabilirsiniz.