Her gitarın kullanılacağı yer olduğu gibi, her synth'in de kullanılacağı yer var. Elbette hepsi enstruman.
Benim de kullanmışlığım vardır analog makinalardan. (Minimoog ve Prophet5. Sevgili dostum Mert Topel sağolsun). Cidden harika aletler. Bilinçli kullanıldığında müziğe inanılmaz bir hacim ve "canlılık" katıyorlar. Her eve bir ya da birkaç tane lazım. Herhangi bir emulasyondan aynı sesi duyamadım henüz. Organiklik ve gerçeklik baabında konuşuyorum.
Arturia'nın emulasyonunu ve Moog'u bir kere kafa kafaya karşılaştırmıştım. Hayli yakındı duyduğum ses birbirine ama dediğim gibi, emulasyon organik değildi. Hele Moog'un filtresini drive'a sokunca çıkan sesi o emulasyondan duymayı beklemek hata.
Ama diyelim ki bir pad kaydetmek istiyorum. Prophet 5 yerine Z1 yahut Motif ES ya da Atmosphere tercih edilebilir. Olmadı hepsini layer çalarım. Ya da bir solo yahut bas için Moog yerine Arturia Moog seçilebilir. Duruma göre her şey. Mesela Minimoog ile sahneye çıkmak risk almak denen şeyin diğer adı. Tecrübe etmiş olanlar anlayacaktır.
Dolayısı ile biri diğerinden üstün ya da değil diye düşünemiyorum. Hepsi farklı işlere yararlar ve hepsiyle süper neticeler alınabilir.
Bu arada bir enstrumanın sıradan veya sıradışı oluşunu fiyatı belirlemez ki. Onunla ne yaptığın önemlidir. Alırsın 3000 dolara bir Voyager ama düdük sesinden başka ses çıkartamazsan bu Voyager'ı sıradan-sıradışı-iyi-kötü filan yapmaz. En azından synth dünyası için böyle. Bak ben Z1'e 1997 senesinde 2500 dolar verdim, şimdi 800 dolar filan desem millet güler bana. Yani para değil olay.
Akustik sazlar (ve ağaçtan üretilen sazlar) için durum çok farklı elbet. O mecrada fiyat hayli belirleyici. Admira gitarla Fileta ya da Hauser bir değil tabii ki. Biri 300 dolar biri 50.000 dolar. Örnekler çoğaltılabilir. Bende ucuzundan da pahalısından da var. Hepsi de güzel aletler, seviyorum da çalıyorum da.
Bir önceki mesajımın açıklamasını yaptım çünkü lüzumsuz bir alınganlık ve sinir sezdim niyeyse. Kızmayın arkadaşlar. Güzel güzel sohbet ediyoruz işte.
Bol düğmeli, osilatörlü, uzun uzun kablolu, en ağır ve büyüğünden, akord tutmayan analog'lu günlere inşallah. (Bu arada heriflerin en sevdiğim özelliği akordlarının bozulması. Saldırmayın şimdi
laf mı ediyon analog'a diye)
