[Eski] Tanışmak İçin-Kimiz Biz?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Nurkan

Nurkan Renda
Sağdan soldan gördüğüm parlak fikirleri taşıyorum buraya. Forum üyeleri kısa kısa kendilerini tanıtabilirlermi acaba? Böylece sohbetin içeriği daha bir manalı olacaktır.

Ben başlayayım.

Nurkan Renda. 21.08.1975 Ankara doğumluyum. 6 yaşında piyano ile, 10 yaşımda gitar ile, 15 yaşımda, gitarla ve müzikle alakamı doğru rotaya sokan Cenk Eroğlu ile tanıştım. Bu arada klasik gitar çalışmaya devam ettim. Liseyi bitirdim Yükseliş Koleji'nde ve 1993 senesinde Bilkent MSSF Klasik gitar bölümüne kabul edildim.

1997'de mezun oldum. Üniversite boyunca barlarda da çaldım Ankara'da. 2000 senesinde İTÜ MIAM'ın "Tonmeister" master programına katıldım. Bölüm değiştirdim, klasik gitar master diplomamı Soner Egesel sayesinde, şahane bir resital çalarak, 2003 yılında aldım. Doktora programına başladım, çeşitli sebeplerden dolayı vazgeçtim ve bıraktım tahsil hayatını. Belki askerden sonra doktora olayını bitiririm.

İstanbul'da bulunduğum sürede birçok kişiyle çeşitli çalışmalarda bulundum. (Demir Demirkan, Sertab Erener, Nil Karaibrahimgil, Can Şengün, Burcu Güneş, Tarkan vs.). Kopuk çağdaş müzik hadisesine de bulaştım bu aralarda. Hepsi de çok keyifli işlerdi. :wink:

En son bir albümün prodüktörlüğünü üstlendim (Gülden Gökşen). İyi de tecrübe oldu...

Kayıt, sahne, ders derken yaşamaya devam ediyorum işte...

Yazınız lütfen, kiminle sohbet ettiğini bilince iş daha enteresanlaşıyor. Çünkü ben buradakı yazışmalarım tahriki ile yeni dostlar da ediniyorum gerçek hayatta.
 
Ben de kervana katilip devamini getireyim.

Onur Erbas 25 Ekim 1981 dogumlu bir insandir. Aslen Ankara'li olup yaklasik iki aydir Londra'da ikamet etmektedir. Ilkokul ve ortaokulu Ozel Ilkadim-Ilkem kolejlerinde okumus ve paso okul korosunda yer alip Salih Aydogan dahil bircok muzik ogretmeninin "ileride cok iyi bir tenor olacaksin" gaziyla beslenmis, hirs yapmis ama kanimca bu konuda istedigi yere gelemememistir. Gitarla tanismasi 1996 yilinda Lise 2'de (Cankaya Lisesi) gerceklesmis ve Cankaya Muzikevi'nde klasik gitar kurslari almaya baslamistir. 1997 yilinda cok da istemeden bas gitar calmaya baslamistir ama sonradan sevmistir bu meredi fazlasiyla.

Onur Erbas cocukluk hayati boyunca iki kere disariya cikmistir. Birinde topu calinmis birinde de dayak yemistir. Icine kapali bu kisi kapandigi ortamda yeni seyler kesfetmek, deneyler yapmak, bilimum mekanik, elektirikli ve elektronik aleti kurcalamak ve gereginde bozmak veya tamir etmek ve deli gibi legolarla oynamak gibi sevdalara kapilmistir ama ne geregi vardir bu cocuk niye normal bir cocuk degildir bilmiyoruz. Yazik. Hala da kapali bir insandir ama taniyanlar buz gibi gorunusunun altinda yardimsever, fedakar bir insan oldugunu bilir. Bilbillidir, candir resmen.

Ilk grubu 1997 yilinda kurulan ve sonradan Ruhun Gemisi adini alacak (suan boyle bir grup var ama bizimkiyle alakasi yok) Golgota adli gruptur. Bu grupla iki album kaydetmis, cesitli konserlere, radyo ve televizyon programlarina cikmislardir. Ayni grupla Sakarya caddesindeki Fikrim, Kavel gibi barlarda sahne almislardir. Barda calmak zevkli bir istir. Son kaydettikleri progresif rock/metal tarzi albumlerini (DEKH) Izzet Oz'e goturmuslerdir ama "guzel ama cok idealist" cevabi almis ve cesitli nedenlerden grubu dagitmislardir. Zaten baslarina gelen ne varsa idealistlikten gelmektedir.

Neden oldugu bilinmez kendisi muzik ya da elektronik muhendisligi okumak isterken 98 yilinda Bilkent Iktisat'ta almistir solugu. "Noluyo lan" demeye kalmadan daha korpecik ufacikken universiteyle tanisarak bir universitenin nasil olmamasi gerektigiyle ilgili bircok fikir edinmistir. Universite'de cesitli gruplarla cover calmis ve konserlere de cikmistir ama ne yalan soylesin cover calmaktan hic mi hic hazetmemektedir.

Bilgisayar ve tasarima merakli oldugundan ve webtasarimla hayli ilgili oldugundan ve evden zaten cesitli isler yapiyor oldugundan 2000 yilinda Ankara'da GD CRAFT Web Tasarim adli bir firma kurarak isi yasalliga dokmus ama isler iyi giderken 2000 Kasim, 2001 Subat krizleri bas gosterince yol yakinken batmamak icin sirketi kapayip okuluna devam etmistir. Bu yilda da elektro gitara merak salmis ve calmaya baslamistir yanlis hatirlamiyorsam, kendisine sorunuz.

Universite'den 2003 yilinda (bir sene uzatarak yani) mezun olmus ve helele helele gibi eglenmis pek bir mutlu olmustur. Is aramis bulmus ama askerlik sikistirdigi icin ne yapacagini sasirmistir kendisi. Istanbul Universitesi IIE'de MBA masteri kazanmis ama ertesi gun kaydini gidip yaptiracakken bir anda gece kafayi kirmis ve vazgecmis, askere gitmeye karar vermistir. Bu adam tuhaf sekilde ters hareketler yapmayi seven bir insandir. Askere gitme karari da cok yerinde olmus ve Nisan 2004'te Agri'ya kisa donem asker olarak gitmistir. Donunce KPSS kurslarina falan baslamis, cesitli bankalarin mufettislik sinavlarini kazanmis ama mulakatlarda babayi almistir; KPSS'de keza.

2004-2005 yillari arasinda Kirk Oda grubunu kurmus ve oyle arkadaslariyla beraber laylay yapmislardir. Gitar-vokal gorevi yapmistir Onurcan. RockandWin finaline kalmislardir. 150dB demosu 250 CD satmistir, internette cesitli sitelerden parcalar 4000'e yakin kereler dinlenilmis veya indirilip dinlenmistir. Onur Bey Ingiltere'ye tasininca grup dagilmistir.

2005 yilinda kafayi bir kez daha kirmistir ve Iktisat miktisat yok su bu dinlemeyip SAE'de ses muhendisligi okumaya karar vermistir ve halihazirda da Londra'da bu ogrenimini surdurmektedir. Son iki senesini evde kayit yaparak geciren bu insan kafaya koymustur bu isi profesyonellige dokmeyi. Ailesi bundan ekonomist falan olmayacagini sonunda idrak etmis ve "git oglum neyi istiyorsan onu yap" demistir sonunda. Gec olmustur, guc olmustur ama sonunda uzerinde olmaktan o denli sikintili oldugu cizgiden ayrilmistir. Suan SAE'deki ogreniminin yaninda bir firmada web tasarim emekcisi olarak calismaya devam etmektedir, Sali gunu umarim bu isi birakacak ve bir gazetede grafik tasarimci olacaktir. Bunun disinda Oojami grubunda ses asistanligi ile Roadielik arasi (?) cilgin bir gorev icra etmektedir ve bu grubun album kayitlarinda da sanirim gitar calacaktir. Baska bir grupta da bas gitar calacaktir yakinda. Onun disinda bireysel muzikal projelere yonelmis ve ev studyosunda beste ve kayit calismalarini surdurmektedir.

Ruh hastasidir, iyi insandir, sacma bir adamdir. Mersin'e gidemez bir turlu. Estetik anlayisi degisiktir; zorlama kurguyu, hesabi kitabi, ve yapilanlarin cogunu sevmez, yeniyi oldurani sever. Degisik olani arar hep ama guzele guzel der ne olursa olsun. Olduran olmak ister, calisir cabalar kendi capinda. Sahane muzisyen falan degildir, kendi capinda takilir hatta kara kara dusunmektedir yeni besteleri hakkinda cunku dinelenebilir olmaktan cikmistir iyice yaptiklari galiba. (Yakinda demo kliniginde gorusursunuz.) Unlu kimseyi tanimaz. (Ha kuzenim Burcu Fatih Erkoc'un geri vokali ama o da unlu sayilmaz sanirim be ya.) Yazdigi ozgecmis Nurkan Renda'ninkinden uzundur ama bunun bir anlami var sanilmamalidir. Bir anlami yoktur, bidi bidi konusmaktadir kendisi.

Hala kendine ne olacagini soran bir insandir bir de...

Oyle kendi capinda surreal bir karincadir iste. Hatta eger mumkunse muziktek.com'daki nickinin altina "surreal karinca" yazilmasini istemektedir, rica eder...

Evet.

Onur (Kendinden 3. hiyar sahis olarak bahsedebilen kisi)
 
Ilk okulda 2 sene mandolin calip 5 sene bale ve folklor yaptim. Gulmeyin, deserim. Ortaokul donemlerimde ilk zayif getirdigim sene araba tamircisinin yaninda calistim yaz boyu. Adam olmayip ertesi senelerde ayni halti yiyip devamsizliktan kaldigim icin ve babam akillamadigimi gorunce muzige ilgimi de bildigi icin calismam icin Murat Sezen'in yanina verdi (bilmeyenler icin o zaman turkiye'de el yapimi elektro gitar yapan tek adamdi). Burada bir 6 ay kadar belki de daha fazla calistim. Tabi ne kadar calistim, is yaptim tartisilir. Ama mesela fret nasil degistirilir, kopru nasil degistirilir, yukseltilir, bir bass nasil fretless yapilir, manyetik nasil degisir gibi davul calacak adamin hic bir isine yaramayacak detaylari da ogreniyorsun arada. Bu arada gitar dersleri de aliyordum murat abiden ama cok hoslanmiyordum nedense gitardan. Orada calismayi biraktiktan sonra, lise donemlerinde sans eseri bir gun elime bir baget alip davul basina oturdum ve benim hangi enstrumani calmam gerektigini anladim. 16 yasimdan beri davul caliyorum. Tukiye'de uzerinde calistigim cok ciddi bir proje olmadi. Eger paramiz varsa haftada bir grup olarak studyoya girmeye calisirdik. O aralar speed metal- thrash metal caliyordum ve calisiyordum. Kanadaya geldikten sonra ise buradaki egitimimi bitirdikten sonra (Network Admin, tam dot-com boom'u bitti sirketler kapandi ben mezun oldum :)) kendimi yine davula verdim (99 sonu). Burada 3 hoca ile calistim. Hepsi ile haftada bir 3-4 aylik sureler ile oldu. Bunun disinda 6-7 grupla uzun sureli calistim. Calistigim hemen hemen her grupla kendimize ait studyomuz oldu ve her grubu haftada en az 4 kere calismaya "zorladim". Cesitli demo ve album kayitlarina girdim. Festivallerde, konserlerde caldim. Open jam'lere gittim, basement'lara gittim, muzisyen ailelerin muzisyen arkadaslari ile olan jam'lerine gittim. Kisacasi davul calmak icin her firsati degerlendirdim. Ayni zamanda surekli bir arastirma icersindeyimdir davulla ilgili. Kitaplar, metodlar okurum, bunlari etud ederim. Herhalde benim gibilerine self taught diyorlar. Su anda Brian Limoyo and The Last Minute band adli bir grupla calisiyorum ve daha cok rock-metal-funk kulvarinda yuzuyorum.


03-03-76 istanbul dogumluyum, 8 senedir evliyim, 3 kedim var..... :lol:

2-3 ay sonra Turkiye'de doncegim ve buyuk ihtimal kendi isimi kuracagim. Su an calismiyorum. Son 7 senede pizza dagitimindan, network adminlige kadar her isi yaptim. Son birkac aydir yatiyorum ve donuse hazirlaniyorum...
 
Baþka bir yerde vardý özgeçmiþim, ama kýsaca burada da bulunsun:

Onur'un izinden gidelim kendimizden 3. tekil olarak bahsedelim, gözlemledim daha havalý duruyor. :lol:

Efendim bu Batuhan denilen, annesi hariç herkes tarafýndan "Batu" diye çaðrýlan kiþi 1983 doðumlu bir insan evladýdýr. Ýlk/Orta öðrenim hayatý boyunca nerden duyduysa "Bilgisayar Mühendisi" veya "Elektronik Mühendisi" olmak istemiþ hatta bu yolda müziði çok ciddiye alan müzik öðretmenleri ile kimi tartýþmalara girmiþ, hatta bir müzik öðretmenine "Ne bunlar yahu? Sanki hepimiz müzisyen olacaðýz?" deme cüretinde bulunmuþtur. Küçük aklýyla büyük konuþmuþtur o dönemler, þimdi müzik için yaþamaktadýr çünkü.

Neyse Ortaokul sonunda "kýzlar beni (daha çok ehe ehe) beðenir" deyip gitar çalmaya baþlamýþtýr. Liseye haydarpaþa lisesinde devam etmiþ ve kendi çapýnda gitar çalýþmalarýný sürdürmüþtür. Pek çalýþkan bir öðrenci olmayan bu kiþi lise sonunda ÖSS den "babayý" sayýlabilecek bir puan almýþ(en azýndan mevcut hedefleri için) ve liseden sonra þansýný bir daha denemek için bir sene boþ boþ oturmuþ, öbür sene ÖSS den ayný puaný almýþtýr. Sonra gidip Kocaeli Üniversitesi Fizik bölümüne yazýlmýþtýr. Bu dönemde bu kiþinin kanýna müzik çok feci iþlemiþ durumdadýr.

Yine de bir hevesle okuluna baþlayýp, ilk dönemin yarýsýnda bir gecelik cinnetle müzik okumak için okulunu býrakmýþ, cinnet geçirdiði gece ÖSS baþvurularýnýn son gününden sonraya denk geldiði için ekstradan bir sene kaybetmiþtir. O arada azmetmiþ çalýþmýþ ve Ýstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik bölümüne tam burs ile kabul edilmiþ, pek mutlu olmuþtur.

Müzik üretiminin her alaný ile kendince derin bir þekilde ilgilendiðinden ne yapacaðýný þaþýrmýþ, elini attýðý her þeyi öðrenmeye çalýþan, bu arada müzik yazmayý ihmal eden biri olup çýkmýþtýr. Ýlk sanatsal depresyonuna çoktan girmiþ, çýkmak için çabalamaktadýr. Okuulunda 2. senesini okumaktadýr, baþarýlý bir öðrencidir, ama ne beklediðini bilmediði için baþarýsý kendisini pek mutlu edememektedir.

Part time olarak haftada bir gün IT sektöründe çalýþmakta, ayný zamanda kendi ev stüdyosunda yarý-profesyonel kiþi/gruplarýn mixlerini yapmak ile iþtigal etmektedir. Profesyonel yaþamý þu an bundan ibarettir.

Bir yandan enstrumaný ile uðraþmakta ve planladýðý gibi müzik yazabileceði bir tempoya kendini sokarsa grubunu oluþturmayý düþünmektedir. Doðaçlamaktan zevk almaktadýr, hayatý da doðaçlar gibi yaþamaya çalýþmakta, müzikte de buna eðilmektedir.

Kendi yaðýnda kavrulan, neresi olduðunu bilemediði bir yerlere kendince gelmeye çalýþan bir kuldur iþte bu kiþi. Planlarýný somutlaþtýrmaktadýr. Hayýrlýsý diyoruz kendisine.

Evet.
 
Bu arada benim babam da Haydarpasa Lisesinden atilma... :) Oradan atilinca Sariyer Lisesine gecmis...
 
Batuhan Bozkurt' Alıntı:
Onur'un izinden gidelim kendimizden 3. tekil olarak bahsedelim, gözlemledim daha havalı duruyor. :lol:

:) :) :)

12 Şubat 1987 yılında İstanbul'da doğdu. 11 yaşına kadar çeşitli ilkokul üflemeleriyle denemeler yaptıktan sonra gitar çalmaya başladı. Evinin yakınlarındaki gitar kursunun başladığından 3-4 ay sonra kapanmasıyla gitar çalışmalarına kendi başına devam etti. 12 yaşında suzuki marka ilk elektro gitarını aldı ve çok mutlu oldu. Çevresindeki gitarcı büyüklerininde gazıyla çalışmaya başladı. Ortaokulda kurduğu gruplardan hayır gelmedi ama en azından az da olsa müzik yapabilmiş oldu.

2001 yılında liseye başladı. Lisede de birkaç grup kurdu ama onlardan da hayır gelmedi çünkü yavaş yavaş onların yapmak istedikleri müziklerin kendisine bir fayda sağlamadığını farketti. O sıralarda daha farklı müzikler aramaya başladı ve kendisini full score'lar incelerken buldu. Ailesi mimar-mühendis olmasını ısrarla istemekteydi bu nedende o da lisenin fen bölümüne girmek zorunda kaldı. Uzun ısrarlar sonucu lisenin son senesinde fen bölümünden sosyal bölüme geçebildi ve müzik çalışmalarını akademik bir seviyede devam ettirebilmek için kendi kendine çalışmaya devam etti.

Stresli bir seneden sonra 2005 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne tam burslu olarak kabul edildi ve halen orada eğitim görmekte. Aktif olarak kompozisyonla ilgilenmeye çalışıyor ve çağdaş müzik hadiselerine dalmış durumda. Son 1-2 senedir yazdığı hiç birşeyi arkadaşları beğenmemekte. :D :D


Gayet kısa bir özgeçmişim var ama ekleyeyim dedim. :)
 
Ben, Tunca ÜNDER.10.08.1980'de İstanbul'da doğmuşum.6 yaşında Üsküdar meydanında annem ve kardeşimle yürürken, annemi durdurup, bana bir tane ağız mızıkası almasını istediğimi çok net hatırlıyorum. Mızıkadan sonra mandolin çalmaya başladım.Hep şarkı söyledim bu arada :)) hazırlık sınıfındayken klasik gitara başladım yaklaşık 11-12 yaşlarındaydım. Ardından arkadaşlarla bir rock grubu kurduk.Bu Rock grubu olayları 10 sene sürdü.Lisede Milliyetin yarışmasına katıldık, benim bir bestem ve Bon Jovi'nin You give love a bad name şarkısıyla 98'de.dereceye giremedik ama olsun çalışmalara devam ettik. Üniversitede ilk Edirne'de okudum orda da bir rock grubu kurdum barlarda ve şenliklerde çaldık. 2001'de İstanbul'a döndüğümde sıkıcı iş hayatına başladım, bir yandan da besteler yapıyordum. Konservatuara girmek istedim ama bazı nedenlerden vazgeçtim. 2002 de Trt Çoksesli Gençlik Korosunu kazandım. 2004^de de Msm konservatuarı Opera-şan Bölümüne girdim. Halen aynı okulda Yüksel ÖRSES'İN öğrencisiyim ve bariton çalışıyorum. Saygılar.
 
Size biraz Bumin Önder'den bahsedeyim.
06.07.1976 dogumludur bu kisi.

Daha ilkokula baslamadan, rahmetli dedesini pesinden az kosturmamistir bacak kadar boyuyla baglama kursuna giderken (dedesi nur icinde yatsin)... Ve baglamasini sirtina asip yerlerde sürüye sürüye dedesinin elinden tutup gidip dersini aldiktan sonra, dönüste de evin balkonunun demirlerine kisa sortuyla sag bacagini koyup, insanlara (isteseler de - istemeseler de) yeni ögrendigi parcalari büyük bir zevkle ve 10.000'lere konser veriyor edasiyla calmistir hep. Arada sirada arkadaslarinin tas ve bilumum domateslerine hedef olaraktan....
Okul muhabbeti baslayip devam ettikten itibaren yine de müzige devam etmistir kerata... 1988 yilinda Beyazit Meydaninda yer tezgahinin birinde gri renkli 2 oktav bir org görüp asik olmustur kendisi ve hemen ilk firsatta satin almistir (bu orgun iki tusuna basinca ses cikmiyormus birde)... Neyse evinde her odada bu org denilen aleti tanimak icin bayagi cirpinmistir, kah isirarak, kah üzerinde tepinerek, bu aletin ne ise yaradigini ögrenmek istemis ve ögrenmistir, bu arada ufaktan dügün salonlari ve bahce dügünleri ve ekstralarla biryandan okuyup biryandanda ekmek parasi kazanmaktadir. Günler, haftalari, haftalar aylari takip edip artik bu isle ilgili profesyonel bilgi ve beceri edinebilmek icin rahmetli MELIH KIBAR'in Klavyeli calgilar kursu'na katilmis ve iyi dereceyle tamama edirmistir, bu sayede duydugu her tiniyi notalara dokebilme yetenegini iyice belirgin hale getirmis ve gelistirmistir. Askere gidip gelmistir 1996-2001 yillari arasinda, askerlik yapmismidir, "rahattir keyfi yerindedir, subay gazinosu ve bilumum bilgisayar isleri ile istigal etmistir". Döndükten sonra asil para kazandigi is olan grafik tasarimcilik olayina ART DIRECTOR mertebesinde devam etmis ve etmektedir. 2004 yili baslarinda evine bir stüdyo kurup bestelerini ve bilumum jingle ve dizi müzikleri isine girmeyi düsünmüs ve hala bu yolda emin adimlarla ilerlemektedir.

Kendisine selamlarimizi yolluyoruz.
 
Güzel güzel. Yazsın herkes.

1972'de Ankara'da doğdum, 78'de Aran Müzik Stüdyosu'nda Elif Aran'dan piyano dersleri almaya başladım, 82'de İstanbul'a taşınınca bıraktım. Ortaokul ve lisede Kadıköy Anadolu Lisesi'ndeydim, müzik hayatımsa arkadaşların getirdiği orglarda 'bigincepen' çalmaktan ibaretti (kaderin bir cilvesi olarak bu aslında sevdiğim parçayı yıllar sonra sahnede, artık bıkkıntıdan öğüre öğüre yüzlerce kez çaldım). Bilgisayardan başka bir ilgi alanım olmadığından Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği'ni yazdım, ve işin garip tarafı kazandım (1989). Sakin geçen iki seneden sonra bir grupa klavyeci olarak yamandım ve müzik kulübüne girdim. Oradan ve başka yerden tanıdıklarla kurduğumuz grupla 94-95 arası Cazibe, Caravan gibi yerlerde çaldım.
Derken 95'te Kargo'nun ilk solisti Deniz Aytekin'in kurduğu gruba (Deniz Kızı) dahil oldum ve aralıklarla 2003'e kadar İstanbul'un neredeyse bütün rock barlarında onlarla çaldım. Arada Belen Ünal'ın kurduğu bir grubun albüm kayıtlarında çaldım, Tibet Ağırtan'la İnönü stadında konsere çıktım :p , askere gidip geldim, Demir Demirkan'la ilk albümü çıktığı sıralarda çaldım (Nurkan'ı ve Ayhan'ı oradan tanıyorum zaten), Aylin Aslım'la bir iki konserinde çaldım, 2003'te de "ulan napıyorum ben, 95'ten beri zerre ilerlemedim" diyip klavyeciliği bırakıp gitar, vokal, beste, kayıt tekniklerine ağırlık vermeye karar verdim. Şimdilik sadece sonuncusuna ağırlık verebilmiş durumdayım.
Bir ara VST SDK ile çalışmışlığıma güvenip Bülent Bıyıkoğlu'nun 'VST coder aranıyor' ilanına balıklama atladım, o da bir şekilde bana güvendi, şimdi SynthMaster'ın VST versiyonunu geliştiriyorum, son birkaç aydır "mouse'u hangi class'da intercept etsem, wheel niye çalışmıyor yahu, benim bin -tam olarak 1009- parametreyi ekrana koyana kadar canım çıkıyor bu adam engine'e nasıl koymuş, C++'da program nasıl yazılır ulaaaaan" şeklinde endişelerim var.
Haa, para kazanmak için de bankalara dış işlemler yazılımı hazırlayan bir şirkette çalışıyorum.
İki yıldır evliyim, bir kedim var.
Saygılar.

I.
 
"Bize kendini anlat". Hiç ısınamadım böyle mulâkat sorularına :D Benim hikayem Batuhanınkine benziyor biraz.
Ulaş,1980 de Sinop'da doğdu.Öğretmen anne babanın tek çucuğuydu.1986 senelerinde İstanbul'a tayin vesilesi ile geldi.İlk-Orta yılları sıradan geçti işte.Liseye kadar müzik öğrenimi adına tek kayda değer şey iklokul 5 de 3 ay kadar klavye dersi almış olmasıydı.İçine kapanık ve karmaşık olaylarla dolu bir çocukluk geçirdi.(biraz dramatize edelimde heyecan katalım)O yıllardaki tek eğlencesi kasetçalarların içini açıp record düğmesine basıp iletken bir teli teybin içindeki devrelerde gezdirip kasetlere o çıkan garip sesleri kaydetmekdi.Lisenin ilk zamanlarında halen ne yapacağına karar verememiş biriydi.Arkadaşlarıyla okulu kırıp Kadıköy'de cirit attığı günlerden birinde "hadi stüdyoya girelim" çağrısına katılıp stüdyoya ilkdefa girmiş oldu ve herkes her enstrumanı kapdığı için onada davul kalmışdı birtek.Aynı yıllarda edindiği pc si ile bilgisayar ortamında kompozisyonlar yazmayada başlamışdır.Selami Sevinç ile başlayıp Şenol Küçükyıldırım'a varan bir davul eğitimi almışdır.Liseden mezun oldukdan sonra 1 sene yanlızca müzik ile uğraşmışdır.Ailenin isyanları sonucunda Kocaeli Makine'ye kaydolmuş yaklaşık 2 sene boyunca yine müzikle uğraşmışdır.Sayısız grupda ve sahnede davulcu olarak yer almışdır.Aynı zamandada Bilgisayar temelli müzik konusuna kendini iyice vermiş davul bile çalışamaz duruma gelmişdir.Hayatı MIDI olmuşdur :) En sonunda Kocaeli Univ'ni bırakıp 1 sene boyunca çalışıp 2003 senesinde Bilgi Üniversitesi Müzik bölümüne baş vurmuş ve tam burslu olarak okula kabul edilmişdir.
Şuan öğrencidir ve ufak oynamakdadır.Hayatın vahşi acımasız dişleri arasına girmeden, ufak tefek demo prodüktörlüğü yaparak kendini buna hazırlamakdadır.Zamana karşı yarışmakdadır.
 
Daha once yazmistim, ondan da kopya cektim...
1971 Ankara dogumluyum. Annemle babam ben 7 yasindayken kavga edip bosandi.
Annem A.U. DTCF'yi kazanip, beni ve abimi besleyebilmek icin ogretmen oldu. Bu arada ben Ankara'nin Sincan ilcesi, Fatih Mahallesine 20 km. uzakliktaki en dis semtinde kurtlar ve kuzularla tanistim. Hergun okula 3 km. yol yuruyerek ulastim.
3 yil sonra annemin tayini Balikesir'e cikti. Ilk basket potasini orda gordum. Cuce basketci oldum.

Babam agabeyime gitar almisti. Duvarda asili dururken, annem okuldaki muzik ogretmeni arkadasindan gitar dersi aldirmayi dusundu sagolsun. 12 yasindaydim, ve gitar kabiliyeti sifirin altinda olan bir cocuktum. Gerci ogretmenim delirip dersi birakmadi ama, gitar editimim 4-5 ayla sinirli kalmisti.

17 yasindayken o sirada Ankara Murted'teki F-16 fabrikasinda olan babamin yanina geldim. Hava Harp Okuluna gitmekten son anda caydim. Universiteler kazandim. ODTU guzeldi, orda kaldim. 7 sene. Ilk canli grubu da orda gordum, 18 yasimda. Sonra babam 2. el bir elektrik gitar aldi bana, sagolsun.

Sonra ben gitar/muzik/sanat isini abarttim. Biyoloji Ogretmenligi egitiminin haricinde birkac seyle ilgilenmeye basladim. ODTU Muzik Topluluklari ve Radyo Toplulugu (Radyo ODTU) yonetim kurulu uyeligi ve Tiyatro Toplulugunda oyunculuk yaptim.

Ha bu arada kendi grubumu kurdum, ve o grupla barlarda cover caldik. 1993 ODTU Bahar senligindede 8000 kisiye calmistik. Nefisti. :)

Bir muzik studyosunda (O zamanki "Studyo Gold" -Besevler) yari zamanli olarak calismaya basladim. Daha sonralari para kazanma derdi agir basti, tam zamanli ses teknisyeni olarak calismaya devam ettim.
1999 yilina kadar orda calistim. Turkiye'deki 1-2 studyo tarafindan birkac is icin kiralandim. 30 civari albumde irili-ufakli sorumluluklarim oldu.
Bizim studyodan cikan en buyuk is, Yavuz Bingol'un albumleri. TRT'nin 23 Nisan/19 Mayis senlikleri icin yapilan muzikler, TRT jingle'lari vs vs.

Omer Onder beni o studyoda kesfetti, ve bana is teklifinde bulundu.
1998-2003 arasinda Radyo Mydonose'un produksiyonlarini ve jingle'larini yaptim. (2001-2003 arasinda, internet araciligiyla bu isi devam ettirdim).

Ayni zamanda, 1999'da studyo kurdum bir ortakla. Depremdi, Ramazandi, elektrik kesintileriydi derken studyoyu kapatmak zorunda kaldik. Tuccar degilim sonucta...

2000 yilinda askerligimi yaptim, evet bedelli olarak.

2001'de tesadufen Radyo Mydonose'daki studyoma Tarkan geldi. Yaptigim birkac isi dinleyince "bana da yapsana birseyler" dedi, ona bir remiks yaptim (Hup Remix8).

2001'in sonunda evlilik sonucunda Polonya'ya tasindim. Burda taninmamis gruplarin produksiyonlarini yapip, onlari unlu etmekle ugrastim, ugrasiyorum.

Bu arada Fusun Coskun beni duymus, kayitlarini yolladi buraya. Ona da bir remiks yaptim (Damarimda Kanimsin). Promosyon kopyasi olarak dagitildi.

Oslo'da tanistigim Norvec'li bir Pop-Rock grubunun (Elemental) EP'sini gecen sene bitirdim.
TV reklam muzikleriyle de ugrasiyorum.

Su siralarda Kenya asilli bir Polonya'li hanimin, Universal Music Polska'dan cikacak debut albumunun produksiyonuna hazirlaniyorum. Adamlara Turk muzigi ogretecegiz bakalim...

Ayh amma uzamis, kestim.
 
Efenim;
Aksel Belibağlı(soyadı ilen dalga geçmeyin kınarım :) ) 07/06/1981 tarihinde İstanbul/Çapa'da doğmuş bulunmaktadır.Bu velet 12 yaşında müziğe ilgi duymadan önce tek bir amaç edinmiştir.Bir Amiga 500 sahibi olmak.Bu talebini ailesine ilettiğinde alakasız bir biçimde "Çok zayıfsın, hele bi 30 kiloya ulaş o zaman alırız" cevabını almıştır.Ağır tahriklere dayanamayan Aksel oğlan azim etmiş, 30 kiloya ulaşmış ancak, geçen zaman içinde konjonktürün değişmesi sonucu kilo sınırının 60'a çıkmasıyla yeni bir uğraşı dönemine girmiştir.Bu esnada şans eseri eniştesi tarafından kendisine verilmiş olan eski bir hammond organ'a ilgi göstermemiş ve Amiga hedefine doğru hızla koşmaya devam etmiştir.(Hammond daha sonra bir eskiciye verilerek tarihin en acımasız müzikal katliamlarından birine sebebiyet vermiştir.)

Yıllar geçmiş Aksel Amiga'sına kavuşmuş ancak yine de mutlu olamamıştır.Yaş 12'ye dayanmıştır.Ailesi ondan bir sosyal aktiviteye katılmasını beklemektedir.Önüne iki tercih konur.Ya gitar, ya klavye öğreneceksin denir.Aksel gitarı seçer ve müzik hayatı başlar.15 yaşına kadar Bülent Ergüden'den klasik gitar dersi alır ve bu esnada elektro gitar çalmanın daha faça bir olay olduğunu farkeder.Gidip bir adet Vision gitar alır.Bakarki bu gitarın suntadan farkı yok gider bir Ibanez s540 alır.E tabi bu arada boş durmaz lise yıllarında çalacak bi sürü metal grubu bulur kendine.Derken ÖSS gelir.İlk sene karavana atan Aksel, ikinci sene sırf etrafındakiler ona adam desin diye çalışır ve Y.T.Ü Şehir ve Bölge Planlama bölümünü kazanır.
Üniversite yıllarında okuduğu bölümün kendisine birşey kazandırmaya- cağını anlayan Aksel iki adet cinnet geçirir.Bu esnada Poker adında bir gruba dahil olur ve onlarla çalışmaya başlar.Bu grupla Rock 'n Win ve Coca-Cola soundwave yarışmalarında ödül kazanırlar.Canı sıkılır birde Timecrash adlı Progressive Rock grubuna dahil olur.Bu grupla çalışırken bir şans eseri Billy Sheehan adlı şahısla bağlantıya geçerler ve demo çalışmalarına başlarlar.Eğer kısmet olursa Poker ve Timecrash grupları ile birer albüm yapmayı düşünmektedir.Geleceği hakkında en ufak bir umudu bile yoktur.Zira okulda 6. senesidir ve okul bitecek gibi gözükmemektedir.

Şu anda Müziktek forumunda takılmaktadır.Edindiği bilgiler ile birşeyler yapmaya çalışmaktadır.Herkese çok teşekkür eder.
 
Adım Alper Zengintaş
19 Nisan 1985'de Manisa'nın Akhisar ilçesinde doğdum. 5-6 yaşlarında ailemin aldığı 25 tuşlu sadece aptal bir sine wave üreten bir klavyeyi çalmaya başladım. Yine küçük yaşlarımdan itibaren ailemdeki bir çok kişinin 70'ler progressive rock ve hard rock dinlemesi sayesinde, Pink Floyd, Deep Purple, ELP gibi gruplarla tanıştım. 15 yaşına kadar hayatımı bu şekilde sürdürdükten sonra o yıllarda evde bulduğum mandolini çalmaya başladım, çevremdeki kimsenin o alete dair bilgisinin olmaması sebebiyle kendi majör tabanlı akort düzenimle bir iki ay kadar mandolin çaldım. Daha sonra arkadaşlarımdan ödünç alıp bir süre sonra geri verdiğim gitarlarla gitar çalmaya başladım, bir kaç yerel konserde gitar ve bas çaldım. Şu ana kadar da klavyeli çalgılarla uğraştım. Şu anda Pijama diye bir cover grubunda klavye çalıyorum.(Reklamı da koyarım)
 
Bendeniz Cenani Kerem Corbacioglu.

7 Eylül 1973 Berlin dogumluyum. Babamin Berlin Inter Continantel Otelinde ki konumu nedeniyle Alman havasi bulasmis bedenimize.

3 yasindayken anavatana dönüs.

Annemin anlattiklarina göre ilk müzik denemelerim, emekleme döneminde, mutfakta ki lavabonun altinda ki dolaptan cikardigim tencere, tavalarla kendime davul seti kurup, onlarin basini agritmakla ilgili olmus.

Eh babam da gencliginde epey bir davul calmis. Yani benimki bir armut ve agac iliskisi.

Ilkokul yillarinda evde babamin akordionu ile birseyler calmaya calisiyordum.

1986 yilinda cok istememe ragmen, babamin "Müzikle ugrasip sürünmene göz yummami beklemiyorsun herhalde" söylemleri arasinda Sanat Lisesine gitmekten alikonulup, kazanamadigim (özellikle) Ist. Turizm Meslek Lisesine, yine babamin hatiri sayilir iliskileri sayesinde girdim.

1987 yilinda kurdugumuz Sex Murder adli grupla yaklasik 4 sene davul caldim. Bakirköy Eloy' da kurulan ilk gruplardandi.

Lise bitene kadar davul calmaya devam ettim. Daha sonra annemle babamin ayrilmasiyla, tepki olarak evi terkedip Kemer' e giderek müzik yapmaya basladim.

Davulcu olarak is imkanlarinin cok iyi olmadigini anladigimda, canimi disime takarak iki ay icinde gitar calmayi ögrenip (akor bazinda), repertuar hazirlayip, sezonun ortasinda gitarist-solist olarak calismaya basladim.

Birkac sene sonra ilk klavye, sequencer kullanimi derken, kayit isleri bugüne kadar geldim.

Yaklasik 14 yillik sahne deneyimiyle, eskilerin tabiriyle kasar müzisyenlerden biri durumuna geldik.

Aralarda arasira davulun basina gecmisligim oldu. Barlo ile kurdugumuz blues band de davul caldim.

Cem Karaca ile ilgili bir anma projesinde yine davulcu olarak sahnedeydim.

2000 yilinda evlenerek yine Almanya' ya geldim.( gecen sene bosandim) Simdi önümüzde ki yil bedelini ödeyerek askerligimi tamamlayip yine Istanbul' a geri dönmeyi planliyorum.

Zaman zaman kendi albümümle ilgili gaza gelip calismaya baslasam da, bir türlü hayata gecirmis degilim. Bir gün deyip durmaktayim.

Istanbul dönüsü iyi bir grup toparlayip hafta sonlari müzik yapabilmeyi ümit ediyorum.
 
Adım Tolga Fıratoğlu, doğmak için kötü bir yılda ve doğmak için kötü bir günde doğdum: 14 Şubat 1981.

İlk doğduğum evi ben hatırlamıyorum, ikincisinde 8 sene oturduk: Bornova Özkanlar.

1989 yılında şu anda bulunduğumuz İzmir'in Buca ilçesine taşıntık, ilkokulu burada bitirince bulunduğum ilkokulda bir ilki gerçekleştirip Anadolu Lisesi'ni kazandım (Buca Anadolu Lisesi). Tabii ki her '81'li gibi ben de anadolu liseleri sınavı çalınmış kuşaktayım.

Ortaokul senelerim silikti. Anadolu Lisesi öğrencileri genelde orta sınıf ve üstü çocukları olduğundan sınıfta dar gelirli aileden gelmenin belki de sinikliği. Orta okul yıllarımda müzikle ilgilenmeye başladım. Ben kafadan bestecilikten başladım. Gitar kursuna gittim, klasik gitarı notaları bilecek kadar öğrendim ve kaçtım.

15-16 yaşlarına doğru "Ya böyle ilham milham bestecilik bir yere kadar bunun bir metodu olsa gerek" deyip yıllarca bir metod geliştirmeye çalıştım. Ben de aynen Tonguç gibi mobilya atölyesine verildim yazları. Ben bestecilik üstüne çalıştığımdan çok kızardım. Hala da kızarım. Neyse babamın atölyesiydi hasarsız atlattım mengene taşı, talaş süpür hadiselerini.

1999 yılında ÖSS'ye girme zamanı geldiğinde sınıfta herhangi bir öğrenciydi. Müzikten edindiğim "önce bir metod belirle sonra tüm olasılıkları tara" mantığını ÖSS'de de uygulayıp düzenli çalıştım ve Türkiye 302.'si oldum, okulda da birinci tabii. Sabancı Üniversitesi'ne girdim. Bizde bölüm sonradan seçilir, ben Elektronik seçtim, nam-ı değer "Mikroelektronik". Açıkçası derslerden bir noktadan sonra koptum zira sınıf 10 kişilikti ve yarısından fazlası doktora mücadelesine girmişti, benim doktoraya gidecek ailevi durumum olmadığından son senelerimi "ben neredeyim ne yapıyorum" tadında tamamladım.

Üniversite'de sosyal olarak açıldım: Tiyatro klübünün kurucularından birisiydim, bir çok klüpte emeğim geçti. Bir çok derse asistanlık yaptım.
Öğrenci Birliği Yürütme Kurulu'nda bulundum (5 kişilik bir grup).
4.5 yıl kadar şiir yazdım. Roman/öykü gibi şeyler hep istedim, hiperaktif olduğumdan hiç 20-30 sayfadan fazlasına yoğunlaşamadım.

Derken işte böyle garip bir boşluğa düştüm. Web sitesi tasarlayıp şimdilik kâr etmeye çalışıyorum. İş arıyorum. Asker olmadan kabul etmiyorlar.

En istediğim şey bestecilikte yükselmek. Forumun kullanıcıları bilir, bir komedi dizisi yazdım, o da sarpa sardı, bir cevap alamıyorum. Belki bir şeyler daha yazarım TV için.

Geçen sene bir online albüm yayınlamıştım. Zaten foruma ilk mesajım da oydu. Düzenlemedeki eksiklerimi kapatmaya çalışıyorum. Şu sıralar garip bir projenin peşindeyim. Zamanı gelince size aktarırım.

Bizim iş (VLSI) yurt dışında çok makbul bir iş, belki Kanada, İsviçre, Avustralya vb. yol gözükebilir ekmek kapısı gözükürse, birkaç şirket adını yazdım kenarı dedi, bakalım. Türkiye'de topu topu 3 firma var VLSI'da, onlar da ayda yılda birkaç kişi alıyorlar.

Sevdiğim grup ve vokaller: PF, Björk, Massive, Starsailor, Royksöpp, Sezen ve Zara.

Böyle.
 
Önce bütün üyeler yazsa daha iyi olur. Okuyan şimdi 258, yazan 16.

Neyi saklıyoruz ki?

CV gibi düşünelim bunları.

Haydi millet...
 
03.02.1981'de doğdum, minik bir ege beldesinde büyüdüm. Sonra üniversite okumak için İst'a geldim. Müziğe dair hala bir değişiklik olmamıştı hayatımda, hala sadece dinleyendim ki...bir gün bir çoksesli koro ilanı gördüm, çoksesliliğin ne demek olduğunu bile bilmiyordum. O yontulmamış sesimle elemeleri geçtim, koroya misafir olarak katılmaya başladım, sonra solist oldum. Sonra nota-solfej öğrendim, sonra çoksesliği duymaya başladım, armoniyi öğrenmeye ve hissetmeye başladım..işte o andan itibaren tüm hayatım değişti, bunca yıl boşa yaşadığımı anladım. Hızla tüm açığımı kapatmak için elimden geleni yaptım, piyano dersi aldım, şan dersi aldım...vs...ama en çok müziği dinleyerek öğrendiğimi düşünüyorum. Tarz ayırt etmeden, rock-jazz-elektronik-etnik..herşeyi dinledim ve hala güzel olan herşeyi dinliyorum...Bir kaç konser, bir roxy yarışması finali ve evde yaptığım bestelerimden ibarettir müziğim. Benim anlatacak çok bir yoğunluğum yok sanırım...ama hayatta sadece müzik dinlerken ve yaparken gerçek olduğumu, gerçek birşeyler yaptığımı yani varolduğumu hissediyorum. Müzik yaparken hiç birşeyden almadığım kadar keyif alıyorum...Bu yüzden içine kaygı, ideal, amaç, hırs koymuyorum. O bende en duru haliyle var, ben müziği herşeyden çok seviyorum...
 
Efendim benim adım Mahcem Kâmil Öztürk. 20 Ağustos 1970 Üsküdar doğumluyum. Yedi kardeşin en küçüğüyüm.

Sırası ile ilkokulu Üsküdar Sultantepe İlkokulu'nda, ortaokulu Üsküdar İmam Hatip Lisesi'nde, liseyi Beykoz Denizcilik ve Su Ürünleri Meslek Lisesi Elektronik Bölümü'nde okudum. daha sonra Boğaziçi Üniversitesi MYO Elektronik'te bir beş sene sürünüp oradan Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İspanyol Dili ve Edebiyatı'nda üç sene okudum. Her ikisini de bitirmeden 1997 yılında Glasgow'a yerleştim.

1985'te ağabeyim Cemal'in grubunda başladığımdan beri şarkıcılık, 1987-88'den beri de enstrumanistlikle uğraşırım (bas ve gitar). O zamandan bu zamana muhtelif gruplarla veya tek başıma çaldım/söyledim, ki içlerinde en çok tanınanı Mavi Sakal'dır (1992-96). 1987'den beri kayıt teknolojilerine ilgi duyarım ve bu konuda bilgi toplamak ve uygulama yapmak en büyük zevkim/hobim/işimdir.

1997-98 yılları arasında süren ve 2004 yılı Şubat'ında resmen sona eren bir evlilik yaptım. Çocuğum yok ama aratmayacak kadar yeğen var.

1997'den bu yana Cemal ile beraberiz, bu yola baş koyduk, dediği gibi uzun bir süredir diğer işlerin yanı sıra albüm çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Yarışmacı arkadaşlara başarılar dileriz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst