Aslıhan Hilal Uyar-22 Şubat 1984 Beyoğlu doğumluyum.Çok arıza ve tehlikeli bir doğum olmuş o zamandan belliymiş garip bir kişilik olacağım

7 yaşıma kadar tek çocuktum,evin tüm ilgisinin benim üzerimde olmasının verdiği özgüvenle biraz fazla şımartılmışım.bebekliğimden 4 yaşıma kadar bronşitten dolayı uzun süren bir tedavi gördüm;iğne olmaktan nefret eder,kliniğin kapısından girmemek için yerlerde tepinirdim.(bacak kadar boyla tabii ki benim dediğim olmuyordu

)
çok yaramaz olduğumu hatırlıyorum,kreşte sol kolumu çok fena kırdım hala da hissettiriyor bu olay kendini bazen.bir kez de yine nasıl becerdiysem göz retinamla ilgili ciddi bir problemim oldu.işim gücüm muzurluktu.
küçüklüğümde sezen aksu dinler tüm şarkılarını söylerdim.saçlarımı onun gibi kestirtmek için çok uğraşsam da başarılı olamadım gerçi.bir mini eteğim vardı,onu giyip dans ede ede "değer mi hiç" söylerdim çok iyi hatırlıyorum

kreşteki tüm müsamerelerde de mikrofonu kapan ben olurdum.
6 yaşımdan itibaren beste yapmaya başladım,ilkokul boyunca sürekli şarkı söyledim,tüm kutlamalarda solo partlarım olurdu.bu dönemde yine birçok şiir ve kompozisyon yarışmalarında birinciliklerim var,yazmaya da çok meraklıydım hatta en büyük hayallerimden biri de güzel kapaklı kitapları olan bir yazar olmaktı

ilkokuldan sonra anadolu lisesini kazanınca birden sesim kesildi,şarkı söylemeyi bıraktım,sadece hazırlıktayken sınıfta yapılan salakça bi ses yarışmasında 1. olmuştum,ardından 4 yıl boyu bir daha hiç şarkı söylemedim.tek yaptığım evdeki mandolini elime alıp arada takılmaktı.nasıl bir psikoloji içindeydim hiç bir fikrim yok.ne büyük bir hata.ama yazmaya devam ettim.
ortaokul sonuna doğru iyice kaybettiğim güvenim beni kendimle alakalı zavallı saptamalarda bulunmaya itti.lisede kimseye dinletmediğim bir sürü beste birikti elimde,çok amatör bir gotik rock grubunda da vokal yaptım bir dönem.ama halen öz güven sıfırdı.biraz sorunlu bir geçiş evresi geçirdim,ailemi de her zamanki gibi çok üzdüm,tedavi gördüm,kendime gelemedim bir türlü.o zamana kadar hep parmakla gösterilen örnek öğrenci de yok oldu.o hengamede lise 3e geldim,ani bi kararla sınava 7 ay kala dersaneyi bıraktım,içime kapandım.herkes şoktaydı,benim ise gelecekle ilgili hiçbir beklentim kaygım yoktu çok rahattım.müzik eğitimi almak istiyorum diye tutturdum,ailemle her gün bu konu üstüne tartıştık,bana saçma sapan sebepler gösterip hayatımın en kötü dönemlerini yaşamama neden oldular;hiç bir şekilde desteklemediklerini,hatta evlatlıktan reddedeceklerini bile söylediler.iğrenç bir baskı.sınava bir hafta kala yapabileceklerimin en iyisinin bu olduğuna karar verip kaderime razı oldum: geçmiş tüm öss sorularını çözmeye başladım,ve sadece edebi yönümün güçlü olması ve matematiği sevmem sayesinde 0 sosyal ve 15 civarı fen netine rağmen Marmara Ekonometriyi kazanabildim(nerden tercih ettim hala o yanlış kararın acısını çekiyorum!)ailem biraz destekleseydi sanırım herşey daha farklı olurdu.
lisede radyoda ethereal travel dinlerken-acaip metalci bir dönemdi underground piyasayı takip ediyordum deli gibi- "ya aslında benim sesim de fena değil ama bu kız bu grupta söylediğine göre mükemmel bir yetenek olmalı" diye düşünür, hiç bi işe yaramadığım kanısıyla kendime kızardım(çok büyük haksızlıkmış cidden),üniversite 1. sınıfta ise London Guitar Institute'ta burs ödüllü olarak eğitim görüp Türkiye'ye dönmüş olan gitaristleri Taylan Cihan'la tanıştım.Birlikte çalışacağımızı önceden hayal bile edemezken,lise dönemlerimde biriktirdiğim besteleri dinleyip çok beğendi ve beni bir süreliğine korumasına aldı

Birlikte Castaway adı altında bir proje oluşturup 2 şarkı kaydettik,her ne kadar vokalleri tarihimin yüz karası olsa da güzel bir deneyim oldu.O dönemde metal basınından çok iyi tepkiler ve övgüler aldık,olanlara anlam veremiyordum cidden.Sonra Taylan Bilgi Üni'ye girdi,beni çok fazla doğru yola sevk etmeye çalışmasına rağmen "jazz da neymiş" diyerek metalci arayışlarıma devam ettim.Castaway'i sürdürmeye çalıştım,kadroyu bir türlü tamamlayamadık,çok vakit kaybettim,hatta aksel*disonans*la tanışıp çalıştık bir süre,o arada Poker'den Özkanla bir stüdyo açtık ve o Poker'e dahil oldu vs...Yine bu arada Mawera projesi için Erkut'la tanıştım,dahil oldum gruba,ancak halen Castaway için çırpındığımdan gruba ilgisizlikle suçlandım ve yollarımızı ayırdık.Halbuki ben o arada bana verdikleri ilk şarkımız Game'in tüm sözlerini ve vokal linelarını bitirmiştim,çok da emek vermiştim,bu olay beni bunalıma soktu desem yeridir.çaktırmadım tabii.ama çok güveniyordum kendime o şarkı konusunda,ve gelecekte o şarkıyı benim söyleyeceğimi de adım gibi biliyordum.-öyle de oldu

-
Her taraftan umudu kesince,oturup farklı şeyler dinleyip kendim için üretmeye başladım,yazdım çizdim,arada okula gittim.sonunda geçen sene Mawera'ya geri döndüm ve güçlerimizi birleştirip bir demo kaydedip dağıldık.Ben hem enerjik hem melankolik şeyleri seviyorum,Mawera öyle bir yerde duruyordu,ve çok hissederek yer aldığım bir projeydi.Çok iyi tepkiler aldık,beklemediğimiz yerlerde kritiklerimizi gördük,mutlu olduk.Mawera ile kendimi çok iyi ifade ettiğimi düşünüyorum.
Şu anda Marmara Ekonometri'de 4. yılım olmasına rağmen 3. sınıf sayılırım,kafama göre takılıyorum ama artık okulu bitirmeye de niyetim var

Uzun süredir yaptığım üretimleri artık insanlarla paylaşmaya karar verdim ve elimdeki Türkçe besteler için çalışmaya başladım.Müzik hayatımın bir parçası değil,çok daha öte,dünyanın kalbi benim için.Hiç bir müzikal eğitimim olmamasına rağmen hissediyorum ve hisssettiğimi yansıtmayı seviyorum.Artık ne istediğimi de biliyorum.
Uzun oldu biraz sanırım
