[Eski] Tanışmak İçin-Kimiz Biz?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
AyseAbla' Alıntı:
eneskus' Alıntı:
...15 temmuzda 2006 da evleniyorum...

Nikaha ya da düðüne davetli miyiz?

yakýnda online davetiyemi buraya asacaðým ayþeabla, herkes davetli tabi ki...


eneskus' Alıntı:
cemal' Alıntı:
...Intihar ha?

Mezarlik icin iyi yer secmissin ama.

Kih kih kih


eywallah, abi...hatunda yanýmda bunu okurken, biþi diyemiyorum , susma hakkýmý kullanýyorum... :roll:
 
nienturi' Alıntı:
Merhaba,

Ben Barış. Yetmez mi :)

Bunu okuyan herkese de sevgiler
:p

Yaş kaç, nerede yaşıyorsun?

O zaman yetineceğim.

Bu tip mekanlarda insanlar neden kendilerini saklamak isterler bilemiyorum.

Yazın abi işte.
 
emre dinçman.

07.07.1981 yılında ankarada doğdum. doğma büyüme ankaralıyım, anne tarafım malatyalı, baba tarafım yugoslavyadan göçme, nüfusum istanbul üsküdara kayıtlı.

ilk-orta-liseyi ayşeabla lisesinde okudum. okulun da küçük olmasıyla o kadar seneyi beraber geçirdiğim insanlarla kardeş gibi olduk, beraber büyüdük ve hala da en yakın arkadaşlarımdır. lise arkadaşlıkları biter diyenlere aksi örnek işte. bitmez. çok yaramazlık yaptık beraber, cezalar, fırçalar, hiç büyümeyeceğiz dedik, hep böyle kalacağız dedik, fakat gel gör ki büyüdük. evlenenler, iş hayatına girenler, yurt dışına gidenler. hiçbir zaman kopmadık fakat hiçbir zaman da liseli olamadık yeniden.

lise bitiminde üniversite sınavı,haliyle evde kavgalar gürültüler, düzgün bir bölüm okunacak, adam olunacak, müzisyen mi olacaksın, haydut musun sen, ne işin var, sürünmek mi istiyorsun, doğru dürüst bir mesleğin olsun, diplomanı al hele, hobi olarak yapmaya devam edersin zaten gibi gibi. baktım kurtuluş yok girdim sınava, bilkent üniversitesi iktisat bölümünü kazandım. 4 sene gide gele, çalışa çalışmaya bitirebildim okulu. her ne kadar başlarda çevremden çok sıkıntı duysam da, kendim gibi 3-4 kişiyi bulunca daha rahat etmeye başladım. onlar da benim gibiydiler, sanki ayrı bir dünyamız oldu o koca bilkentte. e bitirdik beraberce.

sonra efendim ben doymadım okumaya. baktım ipin ucu kaçmış zaten, devam dedim. yine bilkent üniversitesinde MBA yaptım. iki sene boyunca anamdan emdiğim süt burnuma geldi. okumak neymiş ben orda anladım. üniversite de ben bildiğimiz tatil yapmışım meğer 4 sene, acısı o iki senede çıktı benden. baya bir sınıf arkadaşlarımla psikolojik travmalar geçirdikten sonra, 2 sene sonra da ordan mezun oldum. epey fire verdik okulda ama şimdi bakınca gayet normal diyebiliyorum.

okul hayatı da bitsin dedim, askerlik vardı sırada. onu da 305 ksd, kütahya'nın tavşanlı ilçesinde jandarma olarak tamamladım.

iş güç gerekti, dede yadigarı ahşap kapaklı kutu yapımında tuttum bir ucundan. şimdi deli gibi çalışıyorum işte.

müzik hayatına gelince. ilkokulda aldığım ilk kaset, vivaldi'nin "le quattro stagioni" idi. başladım klasik müzik, özellikle keman dinlemeye. başka müzik dinlemiyordum, diğer çeşitleri küçümsüyordum. ortaokulda tam elime bir keman almayı iyice kafama koymuştum ki, ne olduysa gitar çalmaya başladım. 2 sene yamaha müzik merkezinde, ondan sonraki 2,5 sene de oleg chernitzky'den klasik gitar dersleri aldım. o zamanlarda en çok keyif aldığım yine gitar çalan kuzenimle beraber doğaçlama yapmaktı. bir süre de öyle gittikten sonra elektrik gitar aldım ve bir takım gruplarla çalmaya başladım. herbir grupta ayrı tarzlarda çaldım ve hepsi de bana yenilikler katabildi.

birkaç sahne deneyimi, konserler, kayıtlar derken, en son "kırkoda" isimli grup kuruldu. epey ümitliydik, 4 parçalık bir demo kaydettik. sevgili onur erbaş sağolsun, herşeye koşturdu kovaladı, öncülük etti. biz de elimizden geldiği kadar çalmaya çalıştık. hatırlarım istanbula gidiyorduk onur'la, trenede koymuştuk ismini grubun. adamın hevesi heyecenı gözlerinden fışkırıyordu ama o grup da yürümedi. bir tane hem efendi, hem uyumlu, hem disiplinli, hem de adam gibi bass gitar çalan yok mu kardeşim bu ankarada?? kovmadık bass gitarist bırakmadı zaten grupta bizim efendi. ben hiç karışmadım :twisted: şimdi dönüp baktığımda da "kralını yapıyorduk da işte..." diyebiliyorum :D

şimdilerde tekrar başa döndüm ve kuzenimle doğaçlama çalışmalarına başladık. yine keyif alarak müzik yapmaya başladığımı hissedebiliyorum. kuzen bu süreç içerisinde ucundan piyano çalmaya da başladı. hayat böyle gidiyor şimdilik. çeşitli planlarım var kafamda, onları gerçekleştirebilmek için çaba sarfediyorum bu sıralar.

teşekkür ediyorum
 
Burak ÖZBAHÇECİ 04,02,1989 ((sanırım en küçük benim)) MERSİN ((aslen ŞANLIURFA SİVEREK)) yaklaşık 5-6 yaşlarımdayken istanbul arnavutköy(gaziosmanpaşa) taşındık... müziğe ilgim 5.sınıfa giderken başladı bağlama çalmak istiyordum ((evde sürekli özgün müzik dinlenir (babam eski koministlerden)) fakat bulduğum hocaları beğenmedim çünkü okuyan ve araştıran bir çocuk olduğum için nota bilmeyen adamdan ders almam kardeşim gibi bir tavır içindeydim ki şu an iyide yapmışım diyorum.. sonra babamın işleri nedeniyle tekirdağa taşındık burda alemin kralı yaptığı işi hakkıyla yapan HÜSEYİN TOPRAK la tanıştım iki senedir bağlama çalıyorum hocamın ufku geniş olmasından dolayı bende etkilenip dünya müziklerini dinlemeye başladım sonra klasik müzik caz blues ((ki blues hastasıyım)) flemenko yla tanıştım bütün müzikleri severek dinliyorum bi arkadaşımın kanıma girmesiyle elktrik gitar almam bir oldu ve ona merak sardım hala bağlama çalmaya devam etmekteyim ve biyandan gitarla uğraşmaktayım aşırı sinirliyimdir buda geçen gün sinirle gitarımı duvara vurup parçalamama neden oldu sonra oturup iki gün ağladım :( şu an toprak müzikevinde asistanlık yapmaktayım aynı zamanda tekirdağ anadolu lisesinde okuyorum tekirdağa yolu düşen olursa çayımızı içmeye beklerim hobilerim arasında rakı içmek çiğköfte yoğurmak yemek yapmak baş sıralarda gelir.... hayatta amacım hep insani değerleri üst seviyede olman bir birey olmak istedm ve hep zarar gördüm müziği meslek edinmek istiyorum fakat ailem izin vermiyor... :cry: amacım erkan oğur gibi bir müzisyen olmak ((tabi hayal gibi.. ulaşılmaz değildir belki ama ne bilim bana çok zormuş gibi geliyor))
 
08.08.1983 Antalya doğumluyum. Pamukkale Üniversitesi'nden yarı şutlanmış yarı mezun olmuş durumdayım. GamePro dergisinde yazarlık yapıyorum. Müzikle yakından ilgiliyim, genelde ingilizce vokal deniyorum ve Rap tarzına yatkınım. Fl Studio Mabedim gibi oldu son yıllarda ve Rap ile alakası olmayan farklı soundları denemeye çalışıyorum, klasik drum düzenini fazla kullanmamaya çalışıyorum. Sample denen şeyden NEFRET ediyorum. Daha ne anlatabilirim ki :) hayat geçip gidiyor Se7enty hala emekliyor işte... :D
 
Haldun Paltalı (1986, Bursa).

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İktisat bölümünde okuyorum. Daha öncesinde Bursa Anadolu Lisesi'nden mezun oldum. Takribi olarak iki senedir Ankara'da ikamet etmekteyim ve yine iki senedir bas gitar çalmaya elimden geldiğince gayret etmekteyim.

Müzik hayatımın çok önemli bir parçası, lise yıllarından beri. O dönemde klasik rock ve heavy metal (Judas Priest, Iron Maiden, Black Sabbath, The Who Testament, Deep Purple, Led Zeppelin, Racer X, Megadeth vs.) dinleyerek başlayan müzik maceram daha sonraları progressive rock tarzı müziklere (Rush, Marillion, Frank Zappa, King Crimson, Steely Dan, Yes, Genesis, Ozric Tentacles, Peter Gabriel, Eloy, ELP, Gong vs.) dinlememle devam etti. Bas gitar çalmaya başladığımdan bu yana jazz rock-füzyon, funk tarzı müziklere ilgi duymaya başladım. Groove'lu şeyler çalmayı seviyorum ve sanırım basa olan yaklaşımım da bu tarzlara uygun biçimde şekillenecek (En azından öyle umuyorum).

Müziğe kendi isteğimde başladım, bu yüzden sık sık bazı şeyler için geç kaldığım hissini kapılsam da enstrumanı elime aldığımda ilginç bir şekilde gelecekle ilgili olan umutlarım artıyor. Çalmayı seviyorum ve çalınca mutlu oluyorum. Müziğe dair birçok şeyi kendi çabamla elde ettim. Evde Pink Floyd dinleyen bir babam yoktu, ya da 5 yaşında piyano dersleri almaya başlamadım. Belki de bu yüzden müziğe karşı derin bir açlığım var, sürekli yeni müzikler dinleme ve elimden geldiğince de çalmak çabasındayım.

Geçtiğimiz yaz birkaç gruba katılma girişiminde bulundum ama ne yazık ki muvaffak olamadım. Bir şekilde başarısız oldum. Ama kendime olan güvenimden zerre yitirmedim. Müzik, şu hayatta kendime güvendiğim ve kendimi iyi hissettiğim ender alanlardan biri. Bu yüzden sürekli deneyeceğim, elimden gelenin en iyisini yapana dek.

Ekipmanıma gelince, bir adet Meksika üretimi Jazz Bass'ım ve 30 watt'lık Laney marka bir ev amfim var. Şu sıralar amfiyi satmayı ve onun yerine ikinci el, uygun fiyata bulduğum, '70lerde Jaco Pastorius, Stanley Clarke gibi büyük müzisyenlerin sahne amplisi olan Acoustic 136'yı almayı planlıyorum.

Müziği, birbirimizle yarıştığımız bir alandan ziyade, kolkola yürüdüğümüz bir yolculuk olarak görüyorum. Bundan hareketle, müzik yapan, enstruman çalan herkese karşı, safça ve salakça bir sevgiyle doluyum. Mahalle arası Malmsteen'lerinden ve müziği masturbatif zevklerine meze edenlerden de bir o kadar nefret ediyorum.

Müzik dışında, sinema, edebiyat, siyaset ve tarihle ilgileniyorum. Bunlarla ilgili düşünceler geliştirmekten ve karşılıkla saygı çerçevesinde tartışmaktan keyif alıyorum.

MüzikTek, dahil olmaktan büyük mutluluk duyduğum bir müzik platformu. Burada da, naçizane, insanlara yardım etmekten haz duyuyorum ve herhangi birinden yardım aldığımda buraya olan bağlılığım bir kat daha artıyor.

Böyle sevgi kelebeği gibi yazdığıma bakmayın, gerçek hayatta rahatsız, sessiz ve depresif bir insan portresi çizmekteyim. Sadece müzikle ve diğer muhtelif sanatlarla avunmakta, rehabilite olmaktayım.

İşbu yazıyı sonuna kadar okuyan herkesi de sevgiyle kucaklıyorum.

Haldun.
 
Peti sen böyle espriler yapıyorsun, sonra da "niye 53 kişi okudu da fileş bilen çıkmadı" filan diye, şirinim diye serzenişte bulunuyorsun ;)
 
nurkan' Alıntı:
Yaş kaç, nerede yaşıyorsun?

O zaman yetineceğim.

Bu tip mekanlarda insanlar neden kendilerini saklamak isterler bilemiyorum.

Yazın abi işte.

Sana taa forumun gümlemesinden evvel sözüm vardı ;)

1980 yılında, İstanbulda doğdum. 86'dan beridir Eskişehir'de yaşıyorum. Müzikle, ilk kez 80lerin ortalarında ufacık sabiyken tanıştım. Europe (final countdown) , Top Gun film müzikleri ve Michael Jackson("bad" albümü özellikle) 80 ortalarında başımı yese de, genel anlamda müziğin 90ların başında kadar hayatıma yön verir cinsinden bir etkisi ol(a)madı. Yine aynı süreçte, 1984'te sinemada Star Wars:Ep:6'yı izleyerek ilk fanatizmimi edindim. 90başlarında ilk kez Iron Maiden ve Antonio Vivaldi ile ("Hallowed be Thy Name" ve "Mevsimler Konçertosu" ile) feci bir giriş yaptım ve hala etkisi azalmış değil. Yıllar içinde, bir açlık şeklinde, Allah ne verdiyse giriştim müziğe :) Tüm imkansızlıkları bir şekilde atlattık. Ancak o yıllarda çok istediğim elektro gitarım ile kavuşmam çok çok daha sonraki yıllara tekabül edecekti...Lisenin sonlarına doğru 2.büyük fanatizmam olan "Yüzüklerin Efendisi" kitapları Türkçeye çevrilip, yayımlanmaya başladı. Bir o eksikmiş gibi ona da taktık :) İlk ciddi konserim 7 Eylül 1998'deki Iron Maiden İstanbul konseriydi. O konserle, bu aktivitenin aslında ne kadar muhteşem bir duygu/tecrübe olduğunu keşfettim. Arada lisans eğitime başladım. Tam üniversitenin başında, 99'da gitarı elime almaya başladım. Bir tanıdın gitarı idi. Hayatımda daha kötü 2 gitar gördüm. Adını "Avsım Jem" koydum :p Akort burguları kırıldığı için ingiliz anahtarı ile akort ediliyordu, teller arasında değil parmak, bacak geçecek boşluk vardı, uzun süre telleri tam olamadı filan... Ama üzerinde 3 tel varken bile onda birşeylere ulaşmaya gayret ettim... 2002 yılında ise o kadar para biriktirme ve sabrın sonunda ilk gitarıma kavuştum. Bu bir VIC idi. Ama hem 6 tane tali vardı, ki elimi sallasam tele çarpıyordu, hem de akort bile tutuyordu, akor basılabiliyordu vs... :) Zamanı geldi Seramik Mühendisi sıfatıyla mezun oldum. Ancak aynı zamanda, kafamda şu da vardı; kafandaki gitarı alamıyorsan, elindekini ona ulaştır. Bu felsefe ile gitarım şuan ilk hali ile alakasız bir halde ve yarı custom diyebileceğim bir durumda. Neyse, ardından yüksek lisans eğitimime başladım. Çok geçmeden üniversitede "ileri teknolojiler araştırma birimi" diye bir birimde çalışır buldum kendimi. Çalışırken turk rock'da yazıyordum, teklif geldi, yöneticiliğe başladım orada. 5-6 ay sonra gitarturk için de böyle bir işe kalkıştık. Yine aşağı yukarı aynı zaman periyodunda YUXEXES'de yazılar yayımlamaya başladık. Askere gidişimden 4-5 gün önce, ne yazık ki tatsız bir şekilde, trkrck olayını bitirdik.Askere gittik, orduyu bir yönettik, hal yoluna koyduk geldik :) Ve buradayız işte ;)

Müzik olarak Progressive Rock, Progressive Metal, Gitar eksenli müzikler, Caz Füzyon, Blues başta olmak ve Marillion bir tutku olmak üzere...
Marillion, Dream Theater, Steve Vai, Satriani, Rush, Alex Skolnick, Fates Warning, Yes, King Crimson,Chick Corea, Iron Maiden, Rick Wakeman, Rob Balducci, Fish, Eric Johnson, Rush, Camel, Al DiMeola, Ayreon, Opeth, Pain of Salvation, Riverside, Keb'Mo', Savatage, Mike Stern, Danny Elfman, Shawn Lane, Frank Gambale, Attention Deficit, Steve Morse, Antonin Dvorak, Robben Ford, Racer X, Testament, Tony Macalpine, Zero Hour, Frank Zappa, Deep Purple, Whitesnake, Stu Hamm, John Williams, Billy Sheehan, Jonny Lang, Blind Guardian, J.S.Bach, Dede Efendi, Paul Gilbert, Buddy Guy, Antonio Vivaldi, Kansas, IQ, Arena, Aylin Aslim, Kenny Wayne Shepherd, Tori Amos, Primus, Akin Eldes, Shawn Lane, Bruce Dickinson, Cenk Eroglu, Itzhak Perlman, Michael Schenker ,Mogollar, Pentagram, Murat Ilkan, Van Halen, Niccolo Paganini, Queen, Robert Tepper, Yavuz Cetin, Skid Raw, Stevie Ray Vaughn, White Lion, Vito Bratta, Mark Zonder, Neil Zaza, Tori Amos gibi sanatçı ve grupları severim :)
 
Oo, seramik mühendisi...
Ben de bu yaz bir seramik fabrikasında staj yaptım. Ne pis işmiş o öyle yahu. Toz toprak her taraf... :lol:
 
Sorma... Geleneksel seramik işi genelde kirli iştir... Ha ileri teknoloji seramikleri ile de uğraşırsan, tam aksine genelde mutlak hijyen koşullarında çalışırsın. Kafada bone, toz geçirmez steril odalar filan :) Dengesiz yani :)
 
nienturi' Alıntı:
alperz' Alıntı:
Oo, seramik mühendisi...
Ben de bu yaz bir seramik fabrikasında staj yaptım. Ne pis işmiş o öyle yahu. Toz toprak her taraf... :lol:

Sorma... Geleneksel seramik işi genelde kirli iştir... Ha ileri teknoloji seramikleri ile de uğraşırsan, tam aksine genelde mutlak hijyen koşullarında çalışırsın. Kafada bone, toz geçirmez steril odalar filan :) Dengesiz yani :)

Allahtan seramik işleriyle uğraşmayı düşünmüyorum. Bu seneki stajı zaten yapmış olmak için yaptım. Hatta mühendislik yapmayı düşünmüyorum genel olarak. İki sene sonra şu diplomayı sağ salim alayım sonra müzik olaylarına iyice ağırlık vereceğim.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst