[Eski] Tanışmak İçin-Kimiz Biz?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Albümün bütün düzenlemeleri Garo Mafyan'a aittir. Sultan-ı Yegâh'tan sonra albümdeki en sevdiğim parça "Mihrimah" tır. Şan "A" sı çok enteresan fakat "B" si ile nakaratını çok seviyorum :)
 
Orcunn' Alıntı:
Albümün bütün düzenlemeleri Garo Mafyan'a aittir. Sultan-ı Yegâh'tan sonra albümdeki en sevdiğim parça "Mihrimah" tır. Şan "A" sı çok enteresan fakat "B" si ile nakaratını çok seviyorum :)


Garo Mafyan? şaka bu di mi?:)

Alemsiniz valla bir an ciddi sandım, ama yine de izah ediyim:)

Sevgili Mafyan Sultan-ı Yegah albümünde İstanbul Gelişim orkestrasının elemanı olarak klavyeleri çalmıştır.
Albümdeki bütün eserlerin kompozisyonları ve düzenlemeleri ve albümde müzik adına duyduğun herşey Ergüder Yoldaş tarafından yazılmıştır. Stüdyoda "Hocam burasını şöyle yapalım" diyecek bir adam pek yoktur söz konusu olan kişi Ergüder YOLDAŞ ise, eskiler iyi bilir:). Ama açıkçası Garo abinin de buna çok güleceğine eminim.
 
O kadar gülünecek ne var yahu bunda? Hani sanki projeyle ve tarzla hiç alakası olmayan bir isim yazmış olsak neyse.. :) Çok mu anormal yani, dehşet verici bir yanılgıya mı düşmüşüm? Garo abiniz okusun çok merak ettim nasıl katılarak güleceğini.. Bir de albümde tuşlu çalgıları çalmasaymış herhalde gülmekten ölürmüş abiniz..
 
Orcunn, kusura bakma, kırmak istemedim seni. Sanırım ben bu internet ifadelerini gerçekten kullanmayı bilmiyorum. Kesinlikle dalga geçer gibi bir tavır yoktu ve bu forumda ne olursa olsun kimseyi rencide edicek bir yaklaşımda bulunmak istemem.

Umarım özürümü kabul edersin. Tabiki sayın Mafyan tarzdan çok alakasız değildir ve tabiki sadece ufak bir yanılgıdan ibaret yukarda yazdıkların. Lakin, aynı tarzda bir yanlış ifade, hiç belli olmaz başka bir konu hakkında benden de gelebilir.

Sevgiler, saygılar.

Devrim YOLDAŞ
 
Ben de kendimi tanıtayım =) uzun süredir bu forumu takip ediyorum. 1988 Konya doğumluyum. Babamın ağabeyime gitar alması ve ağabeyimin onu dekor olarak kullanması üzerine ilk defa bir enstrümanla tanışmış oldum. Kendimi bildim bileli davulculara meraklıydım gitar bana göre değildi =) Müzik hayatıma 15 yaşındayken bir arkadaşımın '' gitar çalıyoruz, stüdyo var, bateri var çalıyosun '' sözüne karşılık stüdyo nasıl birşey ki diyerekten başladım. İlk deneme hep utanç vericidir ya aynen öyle oldu :oops: O gün bu gündür davul çalıyorum. Kötü gitaristliğimle de ev arkadaşımın gitarını tıngırdatıyorum arada =) Dokuz eylül üniversitesi müzik teknolojileri bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Elektronik müzik ve rock müzikle yakından ilgiliyim. Umarım ilerde yapacaklarımı anlatabileceğim uzun bir sayfa olur...
 
Merhabalar,

HarunCan'ında teşvikiyle bende kendimi tanıtayım artık. Uzun yıllardır takip ediyorum forumu ama tam olarak tanışmak bugüneymiş.

1984 doğumluyum eğitim hayatımın neredeyse tümünü İstanbulda geçirdim. Lise yıllarında gitar çalmaya başladıktan bi süre sonra ses mühendisi olmaya karar verdim fakat ailemin de isteği üzerine makina mühendisliğinde okumaya başladım. Biçok kere bırakmaya ben bunu yapmak istemiyorum dememe rağmen 2008 Haziran da mezun oldum ve yıllardır hayal kurduğum ses mühendisliğini okumaya Londraya Alchemea College of Audio Engineering e gittim, okullarla yıllardır iletişimde olduğum için hemen karar verip eylül ayında başlayabildim.

2009 haziranda okulu bitirdikten sonra İstanbula geri döndüm. Biraz tatili uzun tuttum galiba :), artık ciddi şekilde kariyerime devam etmek istiyorum. Sizinle tanışmak, bu konuda fikir alışverişinde bulunmak beni mutlu edecek..

İş aramaktayım, aklınızda bulunsun arkadaşlar :D .
 
haha=) abi çok kaliteli adamlar var burda ya.. bu saatte bu kafayla herkesinkini okuyamasamda merak ettiğim nicklere baktım çok acayip geçmişler var.Tabi bende yazmak isterim ama üniversite öğrencisi ne yazabilir ki --yukarıdan bir ses gelir 'Zaman değil tecrübeler önemlidir' hehe ufak-cık bir ev stüdyomda D.a.w programlarını karıştırmak ve birkaç sözmüzikbeste çalışmasından başka bir teccübemde yok ne yalan söyleyim.Ha birde belki ilginç olabilir elektronik ve haberleşme mühendisliğini hayvan gibi bir matematik netiyle burslu kazanıp, sınav günleri bile sabaha kadar uyumadan müzik yapan sonrada genelde 4-5 gibi yatıp okula gidip sadece^(lan oğlum okadar mühendislik kazandın bari git okula) repliğiyle kendini ikna eden ve içinde (İyi bir prodüktör olacaksın)nutuğu atan mühendis olandan daha sürrealist bir şizofren ikizi taşıyan bir adamım.=)
 
merhabalar

Eren Yerlikaya 07/03/1990 elazığ doğumluyum. 3 yaşından beri izmirde yaşamaktayım ...
İlk okul yaşlarında[3 üncü sınıf] yazmaya merakım başladı şiir hikaye gibi tabi kendimce zamanla gelişti
Ayleden gelen resim tutkusu vardı birde lisede güzel sanatlar okumak istedim ailem göndermedi resmi
bir takım sebeblerden ötürü buraktım ...
Bir yandanda break dance ve amator basket bool vardı sakatlığım nedeni ile
bunlarada veda ettim
İki defa öss ye girdim iyide puanlar yaptım ancak istedğime ulaşamadığım için aileme hep inadım sürdü
çok şükür bu sene edebiat fakultesi kafama yattı :p ona gidicem umarım =)

Müzik aşkımda çocukluktan gelmekte düzgün bir şeyler yapmanın vakti geldiğinde kendime bir yol çizdim
akustuk bir şey çalıp onda resimdeki gibi uzmanlaşmak nereden bakılsa bir kaç senemi alıcağını düşündüğüm
den dolayı işe direk dijitalden girdim...Tabi piano aşkımıda yabana atmadan...
ancak o şekilde yürümeyeceğini anladığımda kılavye girdim yabaliceğime inandığım bir noktadan...
Kafamdaki tek hedef bir kaç sene daha geliştirip kendimi itü. Dijital müzik bölümüne girmeği denemek =)
Ayrıca 2 senedir de çalışmaktayım hedeflerime ulaşmak için yatırım gerektiğinden =)
 
Merhabalar. Rumuzda da göründüğü gibi adım Erkan ARSLAN. 13 Aralık 1987'de Samsun devlet hastanesinde dünyaya geldim. Yay burcuyum.(Bu arada burçlar ile karakterler arasındaki bağlantıya inanırım fakat nedir ne değildir tam anlamam)

İlköğretim'i Samsun 23 Nisan İ.Ö.O'nda tamamladım. 4.sınıfta iken müzikle ilgili aramda sıcak bir bağın olduğunu hissettim. O sene müzik öğretmenimiz, çoğu müzik öğretmeninin aksine, olması gerektiği gibi bir ders anlayışı içerisindeydi. Nota ile tanışmam ve ilerletmem onun sayesinde oldu. Meşhur helvacıoğlu flüt'ü ile başladı müzik hayatım. Öğretmen ne çalıyorsa aynısı peşinden çalıyordum. Notayı önüme alıp klasik müzik çalmaktan sıkılmıştım. O zamanlar gündemde olan parçaları çalmaya başladım ve çalıp kendimce müzik defterime notalarını yazardım unutmayım diye. Okuldan geldiğim gibi flüte sarılırdım. Babam kendine göre benim gidişatın yanlış olduğunu düşündü sanırım ki burda çalamayıp enstrümanı kıranların aksine o benim flütümü kırdı. Anneme yakara yalvara gittim bi tane daha aldım. Bıkmışlardı benden, kış geceleri montumu beremi giyer balkona çıkar gece 3-4'e kadar flüt çalardım. Sonraki senelerde kendimi farklı bir enstürmanda bulmak istedim. Bu gitar olucaktı ama kim alıcaktı bana gitar. Ortaokul yıllarımda bilgisayarcıda çalıştım kendime gitar aldım ve çalışmaya başladım. O gün bugündür çalıyorum.
İlköğretimi 1.likle tamamlayınca babam bana bağlama aldı. 2 yıl da onunla takıldım ama sarmadı attım bi kenara.

Liseyi Samsun Anadolu Öğretmen Lisesinde okudum hiç istemeyerek. Öğretmenler güzel sanatlara gitmemi istedi ama babam yine taş koydu. Neyse efendım kafada ses mühendisi olmak var. Ama biz de matematik fizik ne gezer. İngilizce bölümünde okulumu devam ettirdim. Samsunda 2 yıl bedava dersaneye gittim. İkisinde de samsun 2.si oldum indirim sınavlarının. Öss de 371 puan alarak Kocaeli İngilizce öğretmenliğini kazandım. Şuan 4.sınıftym ama 4 görünümlü 2 diyebilirz. Başarısız olduğumdan değil hiç istemiyorum. Babamla geçenlerde kavga ettim. Dedim hatırlıyor musun ben hep müzik müzik diye yanarken sen flütümü kırmışdın, şimdi neden okulun uzadı diye hesap soruyosun dedim, nefesini kestim. Kocaelide bi stüdyoda çalısıyorum suan. Bu arada 18 yaşımdan itibaren Cubase ve ses kayıt teknolojileri ile haşır neşir olmaya çalısıyorum elimden geldiği kadar(Geceleri uyumuyorum :) )

Yay burcundan öne çıkan ünlülerin(Frank Sinatra, Tina Turner, Andy Williams, Dave Brubeck, Maria Callas, Walt Disney ve üstad Zeki MÜREN) çoğunun(hemen hemen hepsinin) sanatçı olmasına güvenerek ben de listeye adımı yazdırmak istiyorum :)
Şaka bi yana içimde o hissi alamasam uğraşmazdım. Olmayacak duaya amin demezdim. Ama var işte önüne geçemiyorum. İtü ses kayıt teknolojilerine girmek kafamdayken para biriktirip hazır SAE Türkiye'ye gelmişken SAE'ye gitmek amacım. Kimse yanlış anlamasın şahsi kanaatim bu benim.

Gözümde para yok. Zaten para harcanmak içindir geçerse elime harcarım önemi yok benim için paranın. Nelere mal olursa olsun ben alanımı seçtim. Okulu bıraktım gitmiyorum artık. İnsanın yapmak istemediği şeyi yapması kadar büyük bir meziyet yoktur herhalde.

Çok bişey istemiyorum bu hayattan. İşimi düzgün yapayım, evlendiğimde (inşallah Allah nasip eder) eşim sıkıntı çekmesin, çoluğum çocuğum madur olmasın yeter. Çok parada gözüm yok tek istediğim bu. Fazlasını Allah olmayana nasip etsin. inşallah BAŞARACAĞIM!

Son bir söz ; "BAŞARI BAŞARACAĞIM DİYENLERİNDİR" felsefesine her zaman inanmışımdır.

Herkese teşekkür ederim.
 
Merhaba ben Onur SARIM. 05.05.1987 İstanbul Doğumluyum. Müzik yaşamım, zaten profesyonel olarak gitarist bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmemle başladı. Babamın evde duran Strat'ını çalmaya başladım ilk olarak. Ortaokul çağında babamın sırtında bir klasik gitar ile eve gelmesinden sonra tanıştığım klasik gitarla çok uzun zamanlar geçirdim. Öyle bir gitarın varlığından haberdar da değildim o güne dek :)

Profesyonel müzik yaşamım, ortaokul son sınıfta radikal bir karar alıp '' ben artık okula gitmeyip gitar çalmak istiyorum '' demem üzerine kendiliğinden başladı. Çok uzun süreler evde gitar çalışmaya başlamakla bulduk kendimi. Bu arada '' Oğlum bunun okulunu okumazsan, o gitarın sapı bir yerlerine girecek. '' Diyen babama da aldırmamış olduğumu yakın tarihlerde anlıyorum :) Uzun süreçler sonucunda, İki gitarist arkadaş Taksim'de çok kötü bir barda sahne almaya başlamamız ve çıktığımızın ilk akşamı ( Molada ) yanımıza gelip '' Bakırköy'de yeni bir mekan açtık. Çalışmak ister misiniz çocuklar ? '' diye bir soru soran İşletmeci İbrahim Abinin tavsiyesi üzerine, Bakırköy'de bir mekanda 7 gece müzik yapmaya başladık. Burada 5 yıl boyunca da çalıştık. '' Abi pazarları olmasın noolur ! '' desek te Pazar'ları da oldu. İyi de oldu. Güzel zamanlardı :)

Birgün bu yaptığım işin ötesine geçmeye karar verdim, babamın çok yakın arkadaşlarından birinin İ.T.Ü Türk Müziği Devlet Konservatuarında Öğretim Görevlisi olduğunu öğrendim. Üstelik Bu yakın arkadaşın bir kompozitör olduğunu ve adının da Prof.Dr. Nail YAVUZOĞLU olduğunu öğrenince derhal okula gittim :) Kapıyı çaldım ve '' ben falancanın oğlu filancayım. Sizin kitaplarınızı okudum ve konserlerinize geldim. Sizinle tanışmaya geldim '' dedim. Karşımda son derece beyefendi bir adam olması, bana yardımcı olmaya çalışması çok minnet uyandırıcıydı. Derken kendisinden özel ders almamın mümkün olup olmayacağını sordum. O da okulun zaman anlamında kendisini çok daralttığını ve özel ders veremeyeceğini belirtince üzüldüm. Ama içimde bitmek bilmeyen bir Caz Armonisi isteği üzerine ne yapmak istediğime karar vermeye çalıştım. Bir gün Tünel'de Senkop müziğin mağazasında '' Adnan ÖZALAŞAR Jazz & POP Armoni , Orkestrasyon '' Kitabı ile tanıştım. Aldım eve geldim. Başladım çalışmaya. Tam 3 sene o kitapla çalıştım. Daha sonra Berkleey metodları falan derken bir kez daha Nail hocanın kapısını çalmayı düşündüm. Gittim ve '' En azından gelip derslerinize girsem ? '' Dedim. O da elinden geleni yapacağını söyleyip Üniversitedeki yetkililerle uzun muhabbetler etti ve beni derslerine aldı. Caz Kompozisyon,Armoni, Orkestrasyon konularında dahiydi. Sağolsun hayatıma çok şey kattı.

Derken bir gün çok iyi bir gitar virtüözü ile bu okul sayesinde tanıştım. Onunla da çok güzel bir dostluğumuz oldu. İşlere de gitmeye başladım ufak tefek. Notasyonum iyi idi. Ama piyasal formlardan uzak bir kimse olduğum için yaşayacaklarımı tahmin edemezdim. Bir gün bir yerlerden bir yılbaşı işi geldi. Uludağ'da bir otelde yılbaşı işi çalınacak, gecenin tamamında çok ünlü sanatçılar olacak. Sanatçıların hepsi için önceden yazılmış notasyonlar çalınacak ama önceden prova yapma şansı yok. Herkes işinde iyi grupta zaten ama beni tanımıyorlardı herhalde henüz :D

Yılbaşı geldi çattı, biz işe gittik. Soundcheck alındı ve sahne saati geldi. Çıktık. Notalar çıkarıldı konuldu ortaya. Orkestra 7 Kişi. Davul, Bas Gitar , 2 Klavye , Gitar , Buzuki ve Saksafon. Herkesin partileri falan var ama acayip anlamadığım ( Şimdi olsa herkese anlatabileceğim ) Bir acayip dil var portrenin üzerinde. Acele yazılmış olduğu çok belli, şifrelerin çoğunun kaç ölçü olduğu belirsiz, aptal saptal yerlerde senyolar röprizler var.. Ben tabi bütün gece tek birşey çalamadım ( Kanlı takipten de o tarihlerde nefret ederdim ) :) Bana bağırıyorlar '' Gİtar solo var oğlum orada çalsana '' Cevap : '' NERDEEEE '' Şeklinde :) Gece böyle bitti ama ben de bittim. Bas gitarist abimiz ( İsmini vermek istemediğim biri ) Onur gitarı ver bakim bir bana dedi. Verdim. Aldı eline C solidian bir şeyler çaldı hızlı birşekilde ve dedi ki '' Bir gitarcı en azından bunu çalıcak kardeşim topla aletlerini git '' Dedi. Ömrümde unutamadığım bir anı olacaktı bu. Topladım para falan da almadım otobüs, minibüs döndüm İstanbul'a. Tabi evde babam da soracak ne oldu ne bitti diye. Ne diyeceğim ? Adam müzisyen kesin anlar falan düşünceleriyle gittim.

Sordu da. Sabah kahvaltısında. '' Nasıl geçti Dün ? '' Anlattım. '' Vay beee ! Bu mu adap ? Bu işe yeni başlayan genç adamları demorolize etmek mi müzisyenlik ! '' Dedi. Ve '' Boşver. Herkesin ilk tecrübesi kötüdür '' dedi :) Neyse ama ben artık inanılmaz kötü durumdaydım ve deli gibi nota çalışmaya falan başlamıştım. O kadar hırs yaptım ki illa ki düzgün birşeyler yapmak zorundaydım. O adam olmasa belki bugün buralarda da olmayacaktım. Ve istediğim şey bu kadar belirgin de olmayacaktı. Katkısı ağır ama büyük oldu. Onu da seviyorum. Rahmetli oldu gitti. Nur içinde yatsın.

Bir gün başka bir orkestraya dahil oldum. 14 Kişilik bir Pop caz çalan gruptu. Fransa kökenli bir müzik yapılıyordu. Çalıştığımız otelde Şanson geceleri düzenleniyordu. Ve her hafta başka bir şanson bayan geliyordu Fransa'dan. Müziği öğrenmek adına bir hayli öğretici bir gruptu. Sonra Türkiye'de son yıllarda aşağılara doğru düşen müzik piyasasının içine daldım. Kendime küçük bir stüdyo kurdum. Cubase ile tanıştım. Bir çok stüdyoda gitar kayıtlarına girdim çıktım. Çalıştığım sanatçılar oldu. ( Ege, Yıldız Tilbe, Rober Hatemo, İzel, Emre Altuğ vs ) ve aklıma gelmeyenler bunlardan bazıları.

Şuanda İstanbul'da yaşayıp yine Gitar ve müziği anlamak üzere çıktığım bu yoldayım. Benden anlatacaklar şimdilik bu kadar. Sevgilerle Onur SARIM
 
erhan ünal
32 yaşındayım, 17 yaşında ilk Kocaeli'de sahneye çıktım.. O günden bugüne kadar -6aylık askerlik sürem hariç- aralıksız olaak sahneye çıktım,çıkmaya devam ediyorum.İstanbul sahnelerine ilk adımımı ,çok sevgili grubum CLEMENTINE ile kemancı sahnesinde attım.Sene 1999'du..sonrasında uzun süre yine o yılların en popüler mekanları olan GİTAR CAFE ve exBRONX'TA devam ettim beyoğlunda ki tüm rock barlarda çaldım.sayısız konser,üniversite şenlikleri vs vs..
şu sıralar ise MATMAZEL isimli grubumla albüm kayıtlarımızı bitirdik.Klip ve kartonet işleri ile meşgulüz.Kendi imkanlarımızla giriştiğimiz projeyi eylül ekim gibi piyasaya çıkarmayı planlıyoruz.
aynı zamanda spor akademisi mezunuyum ve uluslararası sertifikalı Personal trainer ve pilates eğitmeniyim bu da ek bir bilgi :)
 
Erhan, meraktan soruyorum, Kocaeli'de kimse "Kocaeli'nde" demiyor değil mi?
Şehrin ahalisi ne der bu işe?
Ben de "Beyoğlu'nda" denildiği zaman biraz irkiliyorum.
Dilbilgisi, yazım kurallarına bakmam gerek yine bir ara :)
 
ilterocktive' Alıntı:
Erhan, meraktan soruyorum, Kocaeli'de kimse "Kocaeli'nde" demiyor değil mi?
Şehrin ahalisi ne der bu işe?
Ben de "Beyoğlu'nda" denildiği zaman biraz irkiliyorum.
Dilbilgisi, yazım kurallarına bakmam gerek yine bir ara :)

Abi Kocaeli hiç kullanılmıyor neredeyse. Ben hayatta Kocaeli demem İzmit derim mesela. Olur da kullanırsam Kocaeli'de derim.

(Edit: Muhabbeti şimdi anladım çok gereksiz oldu son cümle ama ondan öncekiler doğru.)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst